8 Ekim 2013

Okuma Şenliği Final Raporu

9 Temmuz'da başladığımız çok keyifli etkinliğimizin sonuna geldik. On iki kategoride yüzlerce sayfa okuduğumuz şenlik, epeyce katılımcı topladı ve sanırım herkes çok keyif aldı bu etkinlikten. Organizatörümüz Pınar'ın girişimci ruhu ile, Yitik Ülke ve İthaki Yayınları bize destek oldular, hediye kitaplar gönderdiler. (Anansi Çocukları için teşekkürler!) Şenlik boyunca listeme sadık kalabildim, hatta zaman artırınca "herhangi bir kitap" kategorisindeki kitabımı değiştirip sayfa sayısını 94'ten 736'ya yükselttim.

Sonuç olarak, şenlik dahilinde okuduğum kitapların listesi şudur:
(Kitaplarla ilgili değerlendirme için kitap isimlerine tıklayabilirsiniz.)
Böylece, 9 Temmuz-4 Ekim arasında olmak üzere toplam 4099 sayfa eden 12 kitapla, 200 tam puanı tamamladım. Şimdi, diyorum ki, 1,5 yıldır elimde bekletip bir türlü başlamaya cesaret edemediğim Dune serisini okumam için bir etkinlik yapsak da, ben zorla otursam okusam. =)

6 Ekim 2013

Ekim-Kasım kitap kulesi

Bizim okuma şenliği için 3 aylık kitap listesi hazırlarken fark ettim ki, evde biriken ve okunmayı bekleyen kitaplarımı önceden sıralayıp bir liste yaparsam daha düzenli okuyabiliyorum. Şenlik listemi iki gün önce bitirdim, bugün de kitaplığın başına geçip kendime 10  kitaplık bir kule yaptım. Yetiştirebilir miyim bilmiyorum ama kasım ayı sonuna kadar bitirebilirsem süper olur. İşte o kule:


  • Son Tiryaki, Müfit Özdeş
  • Paslanmaz Çelik Sıçan, Harry Harrison
  • Paslanmaz Çelik Sıçanın İntikamı, Harry Harrison
  • Mars Yıllıkları, Ray Bradbury
  • 24. Yüzyılda Cinayet, Alfred Bester (diğer adıyla, Yıkıma Giden Adam)
  • Şamatacı Suçlular, Neil Gaiman, Nick Hornby...
  • Aslında Saçları Siyahtı, Altay Öktem
  • Ölümlüler Uyurken, Kurt Vonnegut
  • İnsanlar Neden Saçma Şeylere İnanır, Michael Shermer (bu kitaba aylar önce başlamıştım, bu ay bitecek, kararlıyım!)
  • Yaylı Bacak Jack, Mark Hodder
Haydi bakalım...

5 Ekim 2013

Perdido Sokağı İstasyonu (Yeni Crobuzon 1)


Perdido Sokağı İstasyonu - Perdido Street Station
China Miéville
Çeviren: Güler Siper
Yordam Kitap
Ağustos 2011 (1. Basım)
736 sayfa

China Miéville'in Perdido Sokağı İstasyonu'nu çok kısaca anlatmam gerekseydi, "görkemli bir kitap" derdim. Neyse ki, çok kısaca anlatmak zorunda değilim, biraz detay eklemeyi düşünüyorum.

Bilim kurguyla fantastik kurgunun karıştığı, steampunk bir atmosfere kurulmuş kocaman bir roman Perdido Sokağı İstasyonu. Detaylı kurgusuyla, olayların devamında ne olacağını sürekli merak ederken; uzun betimlemeleriyle okumayı zorlaştırıyor kitap. Konuyu çok sevdiğim halde 736 sayfalık bu kitabı ancak 22 günde bitirebildim. (Ama, Necronomicon'un yolculuk için çok sıkıcı olacağını düşünüp, tuğla ebatındaki bu kitabı altı günlük İstanbul turum boyunca yanımda taşımamın ve Eskişehir'e dönünce önce Necronomicon'u bitirmek üzere kitaba ara vermemin de etkisi var bunda.) (Daha kısa cümleler kurmalıyım. Di mi?)

Yeni Crobuzon şehrinde geçen romanda İnsanlar, Kepriler, Vodyanoiler, Garudalar, Kaktüsler, hatta tekraryapımlar... birçok farklı ve insansı tür bir arada yaşıyor. Üniversiteyle arası bozulmuş, asi bir bilimadamı olan Isaac Dan der Grimnebulin, sevgilisi (Kepri ırkından) heykeltraş Lin, muhalif gazeteci Derkhan Blueday, suçlu Garuda Yagharek, tekraryapım Bay Alaca, robot konseyi, Dokuyucu, hatta cehennemden gelen bir iblis... Kitapta çok fazla karakter, çok fazla detay var; zaman zaman okumayı zorlaştırsa da Yeni Crobuzon'u tüm görkemiyle, karanlığıyla canlandırıyor bu detaylar.

Herhangi bir büyükşehrin tüm hiyerarşisi, zenginleri, kenar mahalleleri, gecekonduları ile yer bulmuş kitapta; romanın geneline hakim olan karanlık hava içinde bilim, büyü, buhar gücü bir araya geliyor; birçok farklı tür ve ırk aynı yerde yaşıyor ve "farklı olanın, bütünün bir parçası" olduğu çok katmanlı bir roman çıkıyor ortaya.

Kitabın konusundan çok fazla bahsetmek istemiyorum aslında, ama hiç anlatmadan geçmek de olmaz sanırım. Isaac ve Lin, alışılmadık ilişkilerini yürütürken Isaac kanatlarını kaybetmiş bir Garuda'ya yardım etmek için bir dönüşüm makinesi yapmaya çalışır; Lin ise şehrin en ulaşılmaz kötü adamının heykelini yapmak üzere bir anlaşma yapar. Isaac'ın eline geçen, ne olduğunu bilmediği bir tırtılın kozadan çıkmasıyla ise bütün şehir korkutucu bir olaylar zincirine kapılır.

Steampunk türünü, görsel sanatlarda (ve yıllar önce oynadığım Syberia adlı oyunda) çok sevsem de edebiyat alanında çok yakın değildim. Perdido Sokağı İstasyonu iyi bir başlangıç oldu sanırım. Bu kitabın ardından, Yeni Crobuzon serisinin devamı olan Yara'yı ve (henüz Türkçe çevirisi yayımlanmasa da) Iron Council'i de mutlaka okumak lazım.

Not: Bu kitabı, okuma şenliğimizdeki "herhangi bir kitap" kategorisine ekleyeceğim. Okuma şenliğinin sonuna geliyoruz, birkaç gün içinde durum raporumu yazacağım.

Not 2: Yazının başındaki fotoğraf, Eskişehir'e aniden kış gelmeden hemen önce yakalayıp keyfini çıkardığım "yazın sonu" park oturmasından. Yaz hemen geri gelirse çok sevineceğim!

23 Eylül 2013

Necronomicon Kara Dünyanın Kitabı


Necronomicon Kara Dünyanın Kitabı - Necronomicon
H.G. Ginger
Çeviren: Özgür Ümit Hoşafcı
Altıkırkbeş Yayınları
Şubat 2006 (1. Basım) 
230 sayfa

Yaz okuma şenliği için adında bir renk geçen kitap okumam gerekiyordu ya, Vargas Llosa'nın Yeşil Ev'i ile Necronomicon arasında kararsız kaldım; sonra Necronomicon daha uzun zamandır bekliyor diye bu kitabı okumaya karar verdim. Doğaüstü güçlerin varlığını kabul etmesem de, büyük bir hayalgücü içerdiği için ve genellikle görkemli bir güç, vahşet, gerilim sunduğu için büyü, kadim tanrılar, vampirler... gibi kurguları seviyorum. Necronomicon'da da bolca gerilim bulacağımı umuyordum. Bunun yerine, adeta bir ders kitabı buldum. 6.45'in genellikle görmezden geldiğim çeviri-yazım hataları bolca bulunuyor yine, iyi kitaplar yayımladıkları için "olur öyle" desem de gittikçe daha rahatsız edici oluyor bu özensizlik.

Kitap; H.P. Lovecraft ve Crowley'i anlatan, Cthulhu, Kabala, Marduk, İblis...i tanıtan bir giriş yazısıyla başlıyor. Sümer dinini de dahil eden birtakım karşılaştırmalar yapıyor; sonra da çeşitli tanrıların hangi büyülü sözlerle ve ritüellerle çağrılacağını anlatıyor.

Necronomicon metnini yazan ilk kişi olduğu söylenen Deli Arap'ın ağzından şöyle bir söz var kitapta:
"Ve bu metni inisiye olmayanlara gösterme, çünkü insanlarda ve canavarlarda deliliğe neden olabilir." İşte, kitapta bir tek bu cümle ile özdeşleşebildim, o sırada "ben niye bu kitabı okumak istedim, bir de okuma şenliğine ekleyip kendime zorla okutuyorum ki?" diye deliriyordum. 

Kitabın sonuna kadar dayandım ve böylece okuma şenliğinin gereğini yerine getirdim, şenliği tamamladım. Bundan sonra, zamanım yeterse, listemdeki birkaç kitapta değişiklik yapıp okuduğum sayfa sayısını artırmaya çalışacağım. =)

* 2013 yaz okuma etkinliği için, adında bir renk olan kitap. 10 puan!

5 Eylül 2013

Efsaneler Hikayeler Portreler


Efsaneler Hikayeler Portreler
Osman Çelik
İtalik Kitapları
2001 (2. basım)
352 sayfa

Osman Çelik, Kuzey Kafkasya tarihi, siyaseti ve halkları üzerine kitapları olan bir yazar. Kazanuko Jabağ adlı romanını uzun yıllar önce okumuştum ama kitap hakkında hiçbir şey hatırlamıyorum. Neyse... Okuma şenliğimiz için, yazarı ya da karakterlerinden biri ile aynı adı paylaştığım bir kitap bulmam gerekiyordu; "Setenay adlı bir yazarı nereden bulacağım ben!" diye dertlenirken buldukça satın alıp pek okumadığım Kafkasya ile ilgili kitaplarıma baktım ve Efsaneler Hikayeler Portreler'i buldum. (Başka bir yazıda, seneler önce internette bulup satın aldığım Setenay'ın Ağacı adlı çocuk kitabını da anlatmalıyım!)

İsmimle ilgili, okula başladığım günden bu yana yaşadığım küçük bir sorun var. Normal koşullarda bir tanışma diyalogu şöyle ilerler:
- Merhaba, ben Ayşe
- Ben de Fatma, memnun oldum.
 Benim durumumda ise iki seçenek var:
- Merhaba, ben Setenay.
- Efendim? / Anlamadım? / Pardon? / Hımm... Anlamı ne?
ya da
- Merhaba, ben Setenay.
- Aaaa Çerkes misin?!
Yaklaşık otuz yıllık hayatım boyunca yaşadığım tuhaf tanışma diyaloglarına alışsam da, kalabalık yerlerde yüksek sesle çağırılmak hâlâ huzursuzluk veriyor. Durum böyleyken, neyse ki Kafkasya hakkında yazan yazarlar ve Nart destanlarının Setenay Guaşe'si var ve içinde adım geçen bir kitap bulabiliyorum!

Efsaneler Hikayeler Portreler, başlığından da anlaşıldığı gibi, üç bölüme ayrılmış. Efsaneler bölümü, Nartları anlatarak başlıyor, Sosrıko'yu (ve annesi Setenay'ı) anlatıyor. Sosrıko, neredeyse Grek mitolojisinin Achilles'ine denk bir karakter, yalnız topuğu yerine dizlerinden tutularak çeliklendiği için dizleri zayıf noktası. Devlerle savaşıyor, tanrılar katından insanlara şarap getiriyor, fırtına ve yağmuru çağırabiliyor... Tüm süper kahramanlar bir arada! Efsaneler bölümünde Sosrıko dışında; Nart Dav'ın, Ridade'nin, Heteg'in efsaneleri anlatılıyor.

Ardından gelen Hikayeler bölümü, bir kısmı kurgu, bir kısmı ise (kurgu olup olmadığı pek net olmayan) tarih hikayelerini içeriyor. Sürgün öncesi Kafkasya'yı anlatan hikayeler, Şeyh Şamil'in savaşını anlatan uzun bir hikaye, diaspora sonrası hikayeleri... Bu kısım, benim zevkime göre, fazlaca romantik ve -tarafsız değerlendirilirse- pek başarılı olmayan öyküler içeriyor.

Portreler ise... çok yakın olmadığınız bir tanıdığınızın kocaman bir fotoğraf albümünü dizlerinize yerleştirip hiç tanımadığınız birdolu insan hakkında, pek ilgi çekici olmayan birdolu bilgi vermesi gibi bir şey!

Son iki günümü hastane koridorlarında doktor bekleyerek geçirmeseydim bu kitabı bitirmem çok daha uzun zaman alırdı. Neyse ki, ESOGÜ tıp fakültesinde saat 11'e randevu veren sekreterler ve saat 15'te ortaya çıkan hocalar var! Bir türlü bitiremediğim bu kitabın sonunu görmemi sağladıkları için hepsine müteşekkirim.

Kuzey Kafkasya'dan Türkiye'ye gelen nesillerin devamı olarak, adımı çok seviyorum. Buraya taşınan müziğimizi, danslarımızı, genel olarak kültürümüzü seviyorum. Ama bizden önceki nesiller ile birlikte, arkadaşlarımın bazılarının da sahip olduğu anavatan özlemini ve merakını hissettiğimi söyleyemem. Tarihe ve siyasete olan genel ilgisizliğim bu konuyu da kapsıyor ve Kuzey Kafkasya'nın uzak/yakın tarihi, yaşanan savaşlar ile ilgili okuduğum hiçbir bilgi beynime işlememiş gibi gözüküyor! Bu kitabın da yalnızca Efsaneler bölümünden zevk aldım, çünkü Nart mitolojisi de tüm diğer mitolojiler gibi renkli ve güzel.

* 2013 yaz okuma etkinliği için, Romanın yazarı veya karakterlerinden birinin adı veya soyadı benimki ile aynı olan bir kitap. 25 puan!