Robert Sheckley etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Robert Sheckley etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Şubat 2014

Dünyalıların Gelişi


Dünyalıların Gelişi
Derleyen ve Çeviren: Doç. Dr. Yalçın İzbul
Cep Kitapları
Ocak 1984 (1. basım)
196 sayfa

Yalçın İzbul'un derlediği bu kitap, kendisinin belirttiği şekli ile: "Hacettepe Üniversitesinde verdiğim Dil Antropolojisi derslerinde, görelilik ve bildirişim olanakları konusunda öğrencinin ilgisini canlı tutmak ve yoğunlaştırmak amacıyla yardımcı okuma parçası olarak hazırladığım birkaç çeviri öykü çevresinde gelişti."

Görecelik ya da daha fenası görecelilik demeyen bu önsözle hemen kalbimi kazandı kitap. İzbul'un önsözü biraz uzun (25 sayfa kadar) olsa da,  önsözü okumayı azimle tamamladım. 1983 tarihli, yedi alt başlıktan oluşan önsözde bilim kurgudan, sağladığı olanaklardan ve geleceği görme yetisinden bahsediyor Yalçın İzbul. Ardından, altı bilim kurgu ustasından yedi güzel öykü var. Asimov ve Bradbury'nin öykülerini daha önce kendi kitaplarında okumuştum ama tekrar okumak da aynı keyfi veriyor. Öyküleri tek tek, kısaca anlatacağım fakat kitapta yazmadığı için orijinal isimlerini ekleyemiyorum.

Uzaydan Gelen Canavarlar (Robert Sheckley)
Yabancı bir uygarlığın, uzaydan gelen insanlarla ilk karşılaşması. Bu konu her zaman ilginç olsa da, Sheckley'in kurguladığı uygarlık (kısa bir öykü için bile) sağlam bir sosyal temele yerleştirilmemiş ve çok sevdiğimi söyleyemem.

Törenzede Tanrılar (Robert Sheckley)
Sheckley'nin ikinci öyküsü, ilk öyküye göre çok daha derli toplu ve eğlenceli. Uzay çağındaki bilimselliği kaybeden, dışarı kapalı yaşayan insanların; uzaydan gelen "Tanrılar"ı İniş Müsaadesi Ayini, Meydan Tasdik Ayini gibi çeşitli ritüellerle karşılamasını anlatıyor.

Harla (George O. Smith)
Heisenberg Belirsizlik İlkesi ile çalışan bir araç ile uzak noktalar arasında çok hızlı kütle aktarımı yapmayı sağlayan bir proje ile Venüs'e giden bir bilim insanı bilincini kaybediyor ve Dünya'daki ekip, bir Venüslü ile telepatik iletişim kurup arkadaşlarını kurtarmaya çalışıyor. "Bir Venüslüye sağ ve sol kavramlarını nasıl anlatırsın?" tartışması epey ilginç olsa da, finalinde "eeaaamaan öööf ama!" dedim ben.

Arabulucu (Murray Leinster)
Galaksiye yayılmış insan ırkına saldıran ve yarım milyon Dünyalıyı öldüren, fakat kim oldukları bilinmeyen bir düşmanı bulmak için uzaya açılan bir gemide başlayan bu öykü, kitaptaki en sevdiğim öykü oldu. Uzay gemisinde sahibiyle birlikte yolculuk yapan Buck adlı köpek bu maceranın gerçek kahramanı.

Robot Mantığı (Isaac Asimov)
Ben Robot'ta yer alan robot öykülerinden biri. QT-1 adlı çok sevdiğim ve çok güldüğüm; kendisini insanların değil, yüce bir yaratıcının var ettiğine inanan robotun hikayesi.

Milyonuncu Gün (Frederik Pohl)
Biraz şiirsel bir anlatıma sahip olan bu öykü, bizim ilkel dünyamızdan bin yıl sonraya ait bir aşk ve evlilik hikayesi. Denizkızı Dora ile sibernetik delikanlı Adon'un tanışmaları ve geleceğin romantizmi.

Dünyalıların Gelişi (Ray Bradbury)
Mars Yıllıkları'ndan alınan bu öykü, kitapta "Ağustos 1999: Dünyalılar" başlığını taşıyor ve yanlış hatırlamıyorsam, Mars'a giden ikinci ekibin hikayesi. Marslılarla karşılaşan ancak başka bir gezegenden geldiklerini bir türlü anlatamayan, deli oldukları ve psikopatik illüzyonlar yarattıkları zannedilen insanların başlarına gelenler anlatılıyor.

20 Aralık 2013

Atılgan Bilimkurgu Öyküleri Seçkisi


Atılgan Bilimkurgu Öyküleri Seçkisi 1
Yayın Yönetmeni: Bülent Akkoç
Atılgan Yayınları
Ekim 1999 (1. basım)
199 sayfa


İç kapağındaki başlığı ile Atılgan Bilimkurgu Öyküleri Seçkisi 1 isimli bu kitap, on bir ayrı bilim kurgu öyküsünü bir araya getiriyor. Ekim 1999 tarihli bu kitabı yayımlayan Atılgan Yayınevi, belli ki adını Star Trek'ten almış ve en azından 1996'dan itibaren üç yıl boyunca aynı isimli bir de bilim kurgu dergisi çıkarmışlar. Türkiye'de bilim kurgu sevgisinin yükseldiği dönemde ortaya çıkan, ne yazık ki ayakta kalamayan yayınevlerinden biri sanırım Atılgan Yayınevi.

Bu öykü seçkisini çok sevdiğim sahafım Faruk Bey bulmuş; esas dikkatini çeken ise öykülerden çok, kitabın sonunda yer alan Türkçe Bilimkurgu Kitapları Kaynakçası olmuş. -Bu çok önemli kaynakça ile ilgili birtakım planlarım var, ilgilenen olursa seslenmekten hiç çekinmesin.-

Kitaba gelirsek, on bir öykünün her biri için küçük notlar aldım okudukça ama bu yazıyı yazarken hepsinden tek tek bahsetmemeye karar verdim, dikkatimi çeken birkaç öyküden bahsetsem yeter, değil mi? Öyküleri bulunan yazarlar -öykülerinin sırası ile- şöyle: Brian Aldiss, Alfred Bester, Arthur C. Clarke, Robert Sheckley, Cordwainer Smith, H.G. Wells, Paul Ernst, Gordon R. Dickson, Richard Matheson, Mack Raynolds ve Ban Jeapes. Adlarını ilk kez duyduğum yazarların yanında Bester, Clarke, Wells gibi çok sevdiğim yazarlar var. Her öyküden önce, yazarı ile ilgili 1-2 sayfalık bilgiler verilmiş. Tanımadığım yazarlar için bir şey diyemiyorum ama tanıdığım yazarların bilgilerinde bazı hatalar gözüme çarptı. Zaten kitabın genelinde (baskı kalitesi, dizgi...) bir amatörlük göze çarpıyor ama beni çok rahatsız etmedi. Öykülerin çevirileri de farklı imzalar taşıyor. Sadi Konuralp iki öykü çevirmiş. Kitabın yayın yönetmeni olan Bülent Akkoç'un bir çevirisi var. Diğer çevirmenler ise: Yüce Atıl, Ayşe Gorbon, Barış Emre Alkım, Savaş Murat Alkım, Zeynep Akkuş, Erol Tulay ve Emrah Göker.

Kitapta en sevdiğim öykü, Cordwainer Smith imzalı Güneşsiz Bir Denize Doğru oldu. 23 yaşındayken politika bilimi alanında doktorasını tamamlayan yazar, romantik bir atmosferde Xanadu gezegeninin güç sarhoşu yöneticisi Kuat ile, Vasıta Lordu Kemal bin Permaiswari arasındaki gergin ilişkiyi anlatıyor. Ve evet, öyküyü okurken "acaba karakterin adı gerçekten Kemal mi diye merak ettim, az önce İngilizce yazımından kontrol edip öğrendim, gerçekten Kemal.

Beni çok şaşırtan bir biçimde, kitaptaki en sevmediğim öykü Arthur C. Clarke'ın Uzay Yolculuğu Yasak adlı öyküsü oldu. Alfred Bester'in Muhammed'i Öldüren Adam'ı, yazardan bekleyeceğim üzere yine intikam güdüsü içeriyor. H.G. Wells, Olağanüstü Bir Olay: Davidson'un Gözleri adlı öyküsü ile uzay/mekan bükülme teorisine uzaklardan el sallamış. Kitapta nüfus kontolü, uzay yolculuğu, zaman yolculuğu, zaman paradoksları... Her şey var. Hatta Marksist bir yapay zeka bile var!

13 Mart 2013

Yamuk Bakan Öyküler


Yamuk Bakan Öyküler
Yayıma Hazırlayanlar: Volkan Çelebi, Murat Erşen
Çeviren: Fatoş Akkoyunlu
MonoKL Yayınları
Kasım 2011 (1. basım)
127 sayfa

Yamuk Bakan Öyküler, dört öykü içeren minik bir derleme; tuhaf da bir derleme aslında çünkü üç bilimkurgu öyküsünün ardından Sir A. C. Doyle'un Sherlock Holmes öykülerinden biri geliyor. MonoKL niye böyle bir seçki yapmış, öyküleri neye göre seçmiş hiç bilmiyorum. Bu kitabı ilk kez gördüğümde hevesle elime aldım; sonra satın almamaya karar verdim; çünkü içindeki dört öyküden üçünü içeren kitaplar zaten kitaplığımda var. Fakat geçen haftasonu -uzun bir aradan sonra- Aşiyan Sahaf'a uğrayıp Faruk Bey'le sohbet ederken tekrar görünce, okumadığım tek öykü için bu kitabı almaya karar verdim. Bilimkurgu kitaplarını okuma/satın alma hevesim çığırından çıkmak üzere, farkındayım. Neyse...

Kitaptaki ilk öykü Robert Sheckley'e ait, daha önce okumadığım bir yazar ve bana bu kitabı aldıran da Sheckley'nin Dünyalar Deposu (Store of the Worlds) adlı öyküsü oldu. "Dünyalar Deposu" kereste parçalarından, araba aksamlarından, bir parça çinko kaplı demirden ve hepsi soluk mavi bir boyayla beceriksizce boyanmış birkaç sıra ufalanan tuğladan yapılmış küçük, derme çatma bir kulübe. Bu kulübeye doğru yürüyen Bay Wayne ile başlıyor öykü, kulübenin sahibi olan yaşlı Tompkins'le konuşuyorlar: "bedeninden kurtulan aklın, varlığının her anında yeryüzünün şekil verdiği sayısız olasılıktaki dünyalardan birini seçebilecek." Açıklanmayan bir metodla, geçici olarak alternatif bir gerçekliğe geçmek mümkün öyküde. Kitabı sadece bu öykü için almıştım ya, iyi ki almışım!

İkinci öykünün adı Şakacı (Jokester) daha önce okuduğum (ama hangi kitapta olduğunu hatırlamadığım) bir Isaac Asimov öyküsü. Noel Meyerhof (bilgisayarlara nasıl soru sorulacağını içgüdüsel olarak bilen bir Büyük Üstat) çalışma odalarından birinde Multivac'la, yani şimdiye kadar kurulmuş en karmaşık bilgisayarla konuşuyor; şakalar ve fıkralar anlatıyor. Bunu Büyük Üstat'ın zihinsel dengesizliğine yoran bir analist ve bir politikacı, Meyerhof'un kalbini kırmadan sorunu anlamaya ve çözmeye çalışıyorlar. Her zamanki gibi çok severek okuduğum bir Asimov öyküsü.

Tanrı'nın Dokuz Milyar İsmi (The Nine Billions Names of God) yıllar önce Sarmal'ın yayımladığı bir Arthur C. Clarke kitabına adını veren (Tanrının Dokuz Milyar Adı) öykü. Bir Tibet manastırındaki rahiplerin, üç yüz yıldır sürdürdükleri işi hızlandırmak için Mark V modeli bir bilgisayar sipariş etmeleri ile başlıyor. Tanrı'nın sahip olduğu dokuz milyar isim olduğuna inanıyorlar ve bu isimlerin tamamını listelemek için nesillerce çalışmışlar. Bir bilgisayarın yardımı olmadan bu işi tamamlamalarının on beş bin yıl alacağını tahmin eden rahipler, işi hızlandırmak için bir bilgisayar ediniyorlar; bilgisayar ile birlikte manastıra iki teknisyen de geliyor. Arthur C. Clarke'ın mistik ve güzel öykülerinden biri. (Bu arada, edinebilirseniz Tanrının Dokuz Milyar Adı, okunması gereken bilimkurgu kitaplarından!)

Son öykü ise, gayet alakasız biçimde bir Arthur Conan Doyle öyküsü; Kızıl Saçlılar Derneği (The Red-Headed League). Bu öykü de, Martı Yayınları tarafından Kızıl Saçlılar Kulübü adıyla yayımlanmıştı, ve evet, kitaplığımda var. Başına gelen bazı şeylere anlam veremeyen Bay Wilson'ın hikayesindeki gizemi çözüyor Sherlock Holmes.

Yamuk Bakan Öyküler, içindeki öyküleri okumadıysanız almanızı önereceğim kitaplardan. Robert Sheckley'nin başka öyküsünü okumadığım için emin değilim; ama diğer öykülere bakarak diyebilirim ki, her yazarın en iyi öykülerinden seçilmiş ve güzel bir derleme olmuş. Tek eksiği, bu öykülerin neden seçildiğini, neden böyle bir derleme yapıldığını anlatan bir önsöz.