Douglas Noel Adams etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Douglas Noel Adams etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Haziran 2014

Kutsal Dedektiflik Bürosu



Kutsal Dedektiflik Bürosu - Dirk Gently's Holistic Detective Agency
Douglas Noel Adams
Çeviren: Sevil Cerit
Kabalcı Yayınevi
Eylül 2012 (1. basım)
279 sayfa

* Okuma Şenliği için Goodreads’in “Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap” listesinden bir kitap.

Kağıt tutturucusu
Shada'yı okuduktan sonra Douglas Adams okumayı çok özlediğimi fark ettim; kitapçıma uğradığım bir gün Dirk Gently serisini oluşturan iki kitabı (Kutsal Dedektiflik Bürosu ve Ruhun Uzun Karanlık Çay Saati) aldım, seve koklaya eve getirdim. Okumaya hemen başlayamadım, böylece yaz şenliğine de yetişmiş oldu. Fakat, 279 sayfalık bu küçücük kitabı bitirmem bir haftadan fazla sürdü. Çünkü kitabı okudukça Kabalcı'ya kızdım, Kabalcı'ya kızdıkça kitabı bırakıp başka şeylerle vakit geçirdim. Otostopçunun Galaksi Rehberi çevirisinde çok başarılı olduğunu (hatta Douglas Adams'ın sözcük oyunlarının bile çok çok iyi tercüme edildiğini) hatırladığım yayınevi bu kitabı bir olduramamış, bir aceleye getirmiş, çabucak hazırlayalım da piyasaya sürelim demiş. Kitapta çok fazla yazım hatası, başı sonunu tutmayan cümle kurguları, kapanmayı unutmuş tırnaklar, yanlış yerde açılmış tırnaklar... var. Bildiğimiz ataç yerine kağıt tutturucusu mu dememişler; masanın bir tarafından diğer tarafına bir şey uzatmak yerine bir şey geçirmek mi dememişler; bir sayfada hem nerdeyse hem neredeyse mi yazmamışlar, Richard'a bir yudum daha pizza mı yedirmemişler... Neler neler! "Bence, bunu kimin yapmış olduğunun önemli değil." diye bir cümle bile var. Sayfa düzeni kötü, bir sahneden diğerine geçerken iki satır boşluk bırakma zahmetine bile girmemişler. Hatta kitabın başlığı arızalı! Söz konusu büronun adı, kitabın içinde doğru çevirisi ile "Bütünsel Dedektiflik Bürosu" olarak kullanılırken başlıkta bütünsel yerine neden kutsal demişler, "Bütünsel desek kimse anlamaz, satamayız." diye mi korkmuşlar, ne yapmışlar, niye yapmışlar, hiç bilemedim ben.

Oh! Çeviri ve baskıdaki özensizliğe olan nefretimi döktüğüme göre, kitabın içeriğinden bahsedebilirim artık. (Derken, şu entry'yi gördüm ve yazmadan geçemedim. Elimdeki baskıda "Atları seven anneme..." olarak geçen ithafın orijinali "To my mother, who liked the bit about the horse" imiş. Söyleyeceklerim bu kadar hakim bey.)

Bilmediğimiz bir ortamda, kör edici bir ses ve sağır edici bir kızıllık ile başlıyor roman, zaman geçmeye başlıyor. Sonra bir elektronik keşiş ve atı çıkıyor ortaya. Bir şeylere inanması için üretilmiş olan bir makine olan bu keşiş, arızalı olduğu için boş bir araziye bırakılmış ve tam da kendisiyle tanıştığımız sıralarda, içinde bulunduğu vadinin ve vadideki her şeyin (kendisi ve atı da dahil olmak üzere) soluk pembe renkte olduğuna inanmakta. Keşiş, aslında pembe olmayan atı ile beraber vadiyi izlerken zaman geçmeye devam ediyor. Bekletildiği için çok sinirli olan bir kadınla, Susan Way'le tanışıyoruz. Oradan, hoop, Cambridge'e, St. Cedd kolejine geçiyoruz ve tanıdık bir karakterle (eğer Shada'yı okumuş ya da izlemişseniz) karşılaşıyoruz: Profesör Chronotis.

Bütünsel Dedektiflik Bürosu ilk kez 1987 yılında yayımlanmış, çekimleri tamamlanamayan Shada senaryosundan bolca yararlanmış Adams. Zaman lordu olan Profesör Chronotis'i alıp romana yerleştirmiş, zayıf hafızasını korumuş ama zaman lordluğunu ve TARDIS'ini elinden almış. Cambridge Üniversitesi'nin, yine Shada'da kullandığı tanıdık koridorlarına uzatmış romanı. Fakat, Douglas Adams'tan bekleyeceğimiz üzere, bir üniversite binasına sıkışıp kalmıyor kitap. Çok çeşitli mekanlara dağılıyor, kafa karıştırıyor, romanın sonlarına doğru bütün bu dağınıklık toparlanıp anlam kazanmaya başlıyor.

Dirk Gently ortaya çıkana kadar, hatta ortaya çıktıktan sonra bile, kitabın ana karakteri Richard MacDuff. Olaylar Richard'ın etrafında şekilleniyor; Gently, Richard'a yardım edebileceğini iddia ediyor ve tuhaf bir cinayeti (ve bütünsel olarak bu ölümle bağlantılı olan pek çok şeyi) çözmeye çalışıyor. Richard, eski arkadaşı Dirk'ü bulmaya çalışırken Sarı Sayfalar'daki ilana ulaşıyor:
DIRK GENTLY'NİN
BÜTÜNSEL DETEKTİFLİK BÜROSU
Biz bir suçu BÜTÜNSEL çözeriz.
Biz bir kişiyi BÜTÜNSEL buluruz.
Sorununuza BÜTÜNSEL bir çözüm bulmak için bugün telefon edin.
(Kayıp kediler ve çapraşık boşanma konularında uzmanız.)
[Kitapta detektif yazmışlar, hata bende değil.]
Dirk Gently, kuantum teorilerinden, Shrödinger'in kedisinden ve bütün şeylerin temelde birbirleriyle bağlantısı olduğundan bahsederek yaptığı işi anlatıyor. Richard'ın zaten karışmış olan aklını daha da karıştırıyor ama iyi bir bütünsel dedektif olduğunu da kanıtlıyor.

Korkunç çevirisine rağmen, bu kitap bütün karmaşasıyla ve ilginç tasvirleriyle tam bir Douglas Adams kitabı. Okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum, mümkünse orijinal dilinde! Serinin ikinci kitabını da okuyacağım ama aynı kötü çeviri devam ediyormuş; o yüzden birkaç kitaplık bir aradan sonra okumayı planlıyorum.
"Eğer Evren -olup bitenlerde biraz belirsizlik olduğu her seferinde sona erseydi- daha ilk saniyesinin ötesine geçemezdi. Ve şüphesiz birçoğu da geçemiyor. Bu bir insan vücudu gibi, anlıyor musun? Orada ve burada birkaç kesik ve ezik ona zarar vermez. Eğer doğru dürüst yapılırsa ağır bir ameliyata bile dayanır. Paradokslar sadece deride meydana gelen izlerdir. Zaman ve mekân onları kuşatıp iyileştirirler ve insanlar olayların sadece kendi arzuları çerçevesinde anlam ifade eden tek bir tasvirini hatırlarlar."

16 Haziran 2014

Doctor Who Shada


Doctor Who: Shada, Douglas Adams'ın Kayıp Macerası - Doctor Who: Shada: The Lost Adventures 
by Douglas Adams
Gareth Roberts
Çeviren: Ülker Uyanık
İthaki Yayınları
Mart 2014 (1. basım)
440 sayfa

Henüz Türkçe çevirisi yayımlanmadan önce tanıtımlarını görüp hevesle beklediğim bu kitabı almakta nedense hiç acele etmedim. Sonunda aldığımda ise okuma şenliği başlamıştı, araya karışmasın diye hemen okuyamadım, fakat kitaplıktan yan yan bana baktığını hissettim hep! Şenliğin sonu geldi, ben listemi tamamlayamadım, "aa-maaan bu da böyle olsun, ne yapalım!" diyerek gönül rahatlığıyla Shada'ya başladım, kitap da ciddiye alınmadığı yönündeki endişelerini bir kenara bıraktı, barıştık.

Kitaba başladığım sırada bir yandan da bu kitabın fotoğrafını nasıl çeksem diye düşünüyordum: "Şu büyük TARDIS'i fotoğrafa arka plan yapayım, kitabın köşesinden de bere sarksın. Kupayı da diğer yana koyarım, içinden buhar çıksın ama. Çok sıcak kahve doldurayım. Ay yanına Darth Vader koysam çok mu saçma olur? Çok saçma olur. Ay keşke gerçek boy TARDIS maketim olsaydı. Oha, Setenay! Suyunu (aslında su demedim tabii, otosansür uyguluyorum) çıkarma istersen." Neyse ki bir noktada saçmalamayı bırakmam gerekti, çünkü birkaç gün anneannemin evinde kaldım ve oradayken kitabı bitirip fotoğrafını da çektim. Hatta, hazır internet de yokken dikkatim dağılmadan yazabilirim diye bu yazıyı yazmaya başladım ama dikkat dağınıklığımın tek nedeni internet değilmiş, yine bir seferde oturup yazmayı beceremedim.

Kitabın kapağında kocaman harflerle Doctor Who yazıyor; bu başlık tek başına bile tüm ilgimi üzerine çekmeye yetecekken, bir de Douglas Adams'ın Kayıp Macerası yazıyor. Elbette, kitabın sunacağı keyif için beklentiyi çoook yükseltiyor bu yazılar. Öte yandan, böyle güzel şeyler yazan bu kapağı aslında beğenmedim. Shada sözcüğünün arkasındaki tutulma görseli inatla Heroes'u anımsattı bana. Shada'nın BBC'ye ait DVD kapağı da (çekimi tamamlanan kısımlar, Tom Baker tarafından seslendirilen bölümlerle tamamlanmış) bir kitap kapağı olmaya çok uygun değil ama diziye ve orijinal senaryonun yazıldığı döneme daha uyumlu ve sevimli bence. Kitabın çevirisini ise beğendim, rahatsız eden hatalar yok. Yalnız sonsözde bahsi geçen Babil Balığı'nı Otostopçunun Galaksi Rehberi çevirisindeki gibi yazmak yerine Babel Balığı olarak yazmalarını sevmedim, bir de çok fazla olmasa da dikkat çeken yazım hatalarına takıldım her zamanki gibi.

Kitabın konusundan bahsetmeden önce biraz ön bilgi: Gareth Roberts, yeni Doctor Who için birkaç bölümün senaryosunu yazmış, Russell T. Davies'la çalışmış; diziden önce ise dokuz tane Doctor Who romanı yazmış. Shada'yı romanlaştırması önerisi gelince de mutlulukla kabul etmiş. Shada bir ne, kim kaybetmiş, bu kadar zaman neredeymiş? Shada, Douglas N. Adams'ın yıllar önce klasik seri için yazdığı altı bölümlük bir senaryoymuş. Teslim tarihi geldiğinde, çok içine sinmeyen bir final yazarak senaryoyu bitirmiş. Senaryonun çekimleri başlamış; fakat çekimler tamamlanmadan önce BBC'de başlayan grev ile birlikte her şey yarım kalmış ve sonra kimse geri dönüp bu bölümleri tamamlamamış. Orijinal senaryoyu ve çekim sırasında yapılan değişiklikleri de içeren boy boy metinleri toparlayan Roberts eksik kısımları doldurmuş, bazı sahneleri değiştirmiş, yeni sahneler eklemiş ve bu kitabı ortaya çıkarmış. Tüm bunları yaparken Douglas Adams'ın kendine özgü mizahını yakalamayı da başarmış.

Kitap, tanrı rolünü üstlenmeye karar veren Skagra'yı bize biraz tanıtarak başlıyor. İkinci bölümde 1979 yılı İngilteresine gidip yüksek lisans öğrencisi Chris'le ve Cambridge'in eski profesörlerinden Chronotis'le tanışıyoruz. Doktor ve yol arkadaşı (dizide kullanılan terim ile: companion) ancak üçüncü bölümde ortaya çıkıyorlar. Senaryonun orijinali Dördüncü Doktor (Tom Baker) ve Romana için yazılmış, kitapta da bu karakterler yer alıyor ve yanda gördüğünüz fotoğraftaki halleri ile betimleniyorlar. Bir de Doktor'un en sempatik yol arkadaşı K-9 var.

Skagra, Profesör Chronotis'in elinde olan (ama Chris'in yanlışlıkla ödünç aldığı) çok tehlikeli bir kitabı ele geçirmek için Dünya'ya geliyor; Doktor, eski arkadaşı olan profesöre yardım etmek için ortaya çıkıyor ve gezegenler arası, zamanlar arası bir kovalamaca başlıyor. Konu, Doctor Who'nun yeni sezonunda karşıma çıksa severek izleyeceğim kadar keyifli; karakterler tanıdık. O kadar tanıdık ki, konunun plot twist'ini (bu terimin Türkçe karşılığını bilmiyormuşum, şimdi fark ettim.) açıklanmadan birkaç bölüm önce tahmin edebildim. Roman boyunca zihnimde Tom Baker'ın görüntüsü canlansa da, seslendirmelerde David Tennant ve Matt Smith ağır bastı ve kısa diyaloglar kafamda İngilizceye dönüşmekle kalmadı, İngiliz aksanıyla canlandılar! Kitap, Doctor Who bölümlerinden bekleneceği gibi, Doktor ile kötü adamın savaşı etrafında dönüyor ve çok başarılı yan karakterlerle dolu. Ayrıca, henüz Gallifrey'in yok olmadığı dönemde geçtiği için Zaman Lordlarını biraz daha yakından tanıma imkanı buluyoruz. İnsanlar ve olaylar birbirine karışıyor, sonra düğümler tek tek çözülüyor.

Shada'yı çok büyük bir keyifle okudum, kıkırdadım, sırıttım, neşelendim. Doctor Who sevenlere hiç çekinmeden tavsiye edebilirim bu kitabı. Doctor Who izlemeyen fakat Douglas Adams sevenlerin de keyif alacağını düşünüyorum; hatta Otostopçunun Galaksi Rehberi göndermelerini ve Krikkit'in kapatıldığı zaman zarfını anımsatan sahneleri özellikle seveceklerdir.

Buraya bir K-9 videosu eklemeden olmaz. Affirmative!