Harry Harrison etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Harry Harrison etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Şubat 2014

Paslanmaz Çelik Sıçan hakkında

Bu yazıya neredeyse "ahahahah ahahah" diye başlayacaktım. Birkaç dakikadır anlamsızca gülüyorum. Az önce aklıma bir şeyler takıldı, Paslanmaz Çelik Sıçan serisini aradım Google'da. Açtığım ilk sayfada (yani Wikipedia'da) bulduğum şeyi yazmadan edemedim.

Daha önce, Paslanmaz Çelik Sıçan'ın İntikamı adlı kitabı anlatırken şöyle demiştim:
"Ah yahu Metis, ne diyeyim ben size! Üç gündür, Paslanmaz Çelik Sıçanın İntikamı'na baktıkça Metis'e söyleniyorum, içten içten homurdanıyorum. Bu kitap, Paslanmaz Çelik Sıçan ile başlayan serinin beşinci kitabıymış. Hangi mantıkla "Biz bu serinin ilk kitabını yayımladık; şimdi aradaki üç kitabı atlayıp beşinciye geçelim" dediniz? Hadi içinizden biri bu öneriyi sundu, bir tane aklı başında insan çıkıp "Saçmalama!" demedi mi?"
Az önce öğrendiğime göre, Paslanmaz Çelik Sıçan, bu serinin dördüncü kitabıymış! Hemen arkasından da beşinci kitap olarak Paslanmaz Çelik Sıçanın İntikamı geliyormuş. "Arada ne oldu acaba" diye merak ettiğim yerler zaten hiç yazılmamış. Şurada, bu serideki kitapları kronolojik olarak görebiliyoruz. In-series chronology parametresi ile sıraladığımızda, seri içindeki tarihe göre sıralanıyor; release date ile sıraladığımızda ise görülüyor ki bir Vakıf serisi, bir Star Wars karmaşası yaratabilir bu kitaplar da. Serinin on ikinci kitabı 1993'te, on birinci kitabı 2010'da, onuncu kitabı ise 1999'da yayımlanmış mesela.

İngilizce orijinallerini edinip okumak isteyen olabilir, birilerine faydası olur belki diye bu Wikipedia linkini ekleme gereği duydum. Bir de daha sonra lazım olursa kolay bulayım diye!

7 Kasım 2013

Paslanmaz Çelik Sıçanın İntikamı


Paslanmaz Çelik Sıçanın İntikamı - The Stainless Steel Rat's Revenge
Harry Harrison
Çeviren: Metin Çetin
Metis Yayınları
Mart 1997 (1. basım) 
193 sayfa

Ah yahu Metis, ne diyeyim ben size! Üç gündür, Paslanmaz Çelik Sıçanın İntikamı'na baktıkça Metis'e söyleniyorum, içten içten homurdanıyorum. Bu kitap, Paslanmaz Çelik Sıçan ile başlayan serinin beşinci kitabıymış. Hangi mantıkla "Biz bu serinin ilk kitabını yayımladık; şimdi aradaki üç kitabı atlayıp beşinciye geçelim" dediniz? Hadi içinizden biri bu öneriyi sundu, bir tane aklı başında insan çıkıp "Saçmalama!" demedi mi?

Bu duruma tölerans göstermeyi sağlayacak tek şey şu: temelde aynı karakterler yer alsa da, her kitap farklı bir macera anlattığı için okumadığımız kitaplarda ne olup bittiği bizi pek ilgilendirmiyor. Fakat, ilk kitabın sonunda belli bir noktada bıraktığımız iki karakter neler yaşayıp da bu kitaptaki duruma gelmişler, bunu merak ediyorum ben. Sana çok kızgınım Metis!!!

Öhm... Sinirim birazcık geçti, tamam. Paslanmaz Çelik Sıçanın İntikamı, Harry Harrison'ın Paslanmaz Çelik Sıçan serisinin beşinci (Metis tarafından yayımlanan ikinci) kitabı. İlk kitapta tanıştığımız James diGriz, bu sefer Özel Birim için bir araştırma görevine çıkıyor. Diğer gezegenleri işgal eden militer bir gezegende başlayan gizli görevi, kadınların egemen olduğu Burada gezegeninde devam ediyor. Bol aksiyon, bol eğlence!

Serinin ilk kitabı gibi, bu kitap da bilim kurgu yazını adına çok fazla şey vaat etmiyor. Yine de, ilk kitaba göre daha fazla dikkatimi çeken noktaları var. Mesela, botox kaç yılında estetik amaçlı kullanılmaya başladı bilmiyorum ama; Harry Harrison 1970 tarihli kitabında şunu demiş: "Tabii ilk olarak sinirlerimi etkisiz hale getirerek yüzümdeki tüm ifadeyi silen bir iğne yaptım kendime." Başka bir yerde ahiret inancını ve "şu ana dair bilinç"i sorgulamış, savaş hakkında konuşmuş. Dikkat çekmek istediğim bir nokta daha var: Detaylandırılmasa da, kitapta bahsi geçen robotlar Asimov'un 3 robot yasasına dahil edilmişler: "... Ama tabii, silah taşıyamazlar ve herhangi bir tür şiddet içeren hiçbir harekette bulunamazlar."

Yani, bu kitabı okuyun. Tabii, önce Paslanmaz Çelik Sıçan'ı bir yerlerden bulup okumak iyi olur. Bu arada, kitapta adı geçen gezegenin adı orijinal yazımında da "Burada" ve Burada gezegeninde Taze, Fayda, Pire gibi isimleri olan insanlar var. Yayımcının eklediği dipnota göre, Harrison bu gezegendeki isimleri bir Türkçe sözlüğünden seçmiş. Çok ilginç değil mi?

28 Ekim 2013

Paslanmaz Çelik Sıçan


Paslanmaz Çelik Sıçan - The Stainless Steel Rat
Harry Harrison
Çeviren: Metin Çetin
Metis Yayınları
Ekim 1995 (1. basım)
166 sayfa
  
Harry Harrison'ın Paslanmaz Çelik Sıçan'ını yıllar boyunca arayıp bulamamıştım, her yerde Paslanmaz Çelik Sıçanın İntikamı vardı, hala var; bu kitabı bulmak ise biraz daha zor. Sonunda, birkaç ay önce Ankara'daki Devr-i Alem Sahaf'ta buldum ve sevinçten havalara uçarak aldım kitabı. Fakat, kitabın başındaki kısa metni okurken yine üzüntülere boğuldum! Toplamda beş adet olan Paslanmaz Çelik Sıçan kitaplarının yalnız ilk ikisini yayımlamış Metis. Sonra ne olduysa, şu güzel seriyi yarıda bırakmışlar.
(Ekleme: Fanfictionpub blogunda yazan ABC'nin eklediği bağlantıya göre, 11 ayrı Paslanmaz Çelik Sıçan kitabı varmış. Tebrikler ve teşekkürler Metis!) :(

Paslanmaz Çelik Sıçan'ı uzuun süre aradıktan sonra okuyunca başım göğe erdi, rahatladım, huzur buldum. Ama yine de, Harry Harrison okuyacak birine önce Yer Açın! Yer Açın!'ı öneririm galiba.

Paslanmaz Çelik Sıçan, temelinde bir space opera; yani içinde kuramsal da olsa bilimsel bir yaklaşım, açıklama, detay yok. Hatları kabaca çizilmiş bir gelecekte, delikli kartlar ve kömürle çalışan taşıtlar gibi ufak steampunk detaylar içinde geçiyor roman. İnsanların galaksiye yayıldığı bu dönemde, genetik kontrol ve düzeltmeler sayesinde; topluma uyum sağlamayan insanlar, suçlular neredeyse tamamen ortadan kalkmış, suçtan uzak bir insan ırkı oluşturulmuş. Bu toplumun içinde yaşayan ve kendini "toplumun tavan arasında yaşayan sıçan" olarak tanımlayan James diGriz, karmaşık dolandırıcılıklar ve hırsızlıklar arasında Özel Birim'den kaçmaya çalışıyor; kendini hiç beklemediği durumlar içinde buluyor. Olay bu... Hafif dozlu bilim kurgu, keyifle okunan bir kitap.

Bir de, kitabın içinden küçük bir kağıt çıktı, kitabın eski sahibi ("Orkun, Kasım '95" yazmış iç kapağa) ufak notlar almış kitaptan. Kitabın içinde böyle bir şey bulmak çok hoşuma gitti. ^.^ (Spoiler olabilir, o yüzden yandaki fotoğrafa bakmamayı tercih edebilirsiniz.)

26 Aralık 2012

Yer Açın! Yer Açın!


Yer Açın! Yer Açın! - Make Room! Make Room!
Harry Harrison
Çeviren: İrma Dolanoğlu
Metis Yayınları
Temmuz 1996 (1. basım)
218 sayfa

Isaac Asimov, gelecek öngörülerinden bahsettiği kimi makalelerinde, kontrolsüz nüfus artışının tehlikelerine de değinir. Doğal enerji kaynakları azalır ve fosil yakıtların yenilenme hızı, bizim tüketme hızımıza yetişemezken dünya nüfusunun sürekli çoğalması hiçbir senaryoda olumlu sonuç getiremez.

Idiocracy adlı film ise, nüfus artışına farklı bir yandan yaklaşıyordu. Ortalama zeka seviyesinin sürekli düşmesi sonucu (ki Asimov bundan da bahseder) ortaya çıkan toplumun parodisidir.

Bahsettiğim iki örnekten, Asimov'un makaleleri çok olası ve korkutucu gözükmüştü bana. Film ise eğlencelik diyelim, geçelim. "Yer Açın! Yer Açın!" da, kontrolsüz nüfus artışı sonucu oluşan bir geleceği anlatıyor. İlk kez 1966'da yayımlanan roman, 1999 yılının sonlarında geçiyor. Bizim için "geçmiş" olsa da henüz gerçekleşmeyen hikayeyi hala gelecekte yaşanacak sayabiliriz. Romandan bahsetmeye başlamadan önce şunu da söylemek istiyorum, kapakta Bosch'un tablolarını kullanmalarına bayıldım!
Harry Harrison'ın romanı, eski ABD başkanı Eisenhower'ın bir sözüyle başlıyor:
"Bu hükümetin programında... Ben burada olduğum sürece... Doğum kontrol problemiyle ilgili politik bir doktrin bulunmayacaktır. Bu bizim işimiz değildir."
Nüfus artışının kontrol edilmediği dünyada, çok kalabalık New York eyaletinde geçiyor roman. New York'un nüfusu 35 milyona ulaşmış. -Google'dan edindiğim bilgi diyor ki, Temmuz 2011 itibarı ile New York'un nüfusu 19.465.197 kişi imiş.- Su kısıtlı, petrol tükenmiş, tarım alanları yok denecek kadar azalmış, her yerde çok fazla insan var. 

Kalabalık ortamlardan bulduğu ilk fırsatta kaçan, başka insanlarla fazla vakit geçirince bir süre yalnız kalmak isteyen biri için (kendimden bahsediyorum tabii ki) kitapta oluşturulan atmosfer çok korkunç. Her yerde çok fazla insan var! Her neyse, işte böyle bir dünyayı okuyoruz romanda. Bir polis memuru, genç bir kadın, "dünyanın kalabalık olmadığı zamanlar"ı hatırlayan yaşlı bir adam, bir de 16 yaşındaki Billy etrafında kurgulanıyor olaylar.
"Hayatım, tıp tarihinin kendisi tabiat kanununu çiğnemek demek. Kilise -hem Protestan hem de Katolik Kilisesi- anestezi kullanımını durdurmaya çalıştı çünkü bir kadının doğum yaparken acı çekmesi tabiat kanunuydu. İnsanların hastalıktan ölmesi de tabiat kanunuydu. Vücudun kesilip açılmaması ve tamir edilmemesi de tabiat kanunu."
Dünyada hemen hemen her yerin, kaldırabileceğinden çok daha fazla insanla dolu olması bir yana; petrolün yokluğu, anormal iklim koşulları ve besin kıtlığı insanların taşınmasını da imkansız hale getiriyor ve neredeyse hiç kimse doğduğu şehirden pek uzağa gidemiyor. Yine de, bu karanlık distopyada aklı başında insanlar var:
"Hayır, ben insan ırkından umudu kesmedim. Onlara hiç anlatılmadı ki, çoğu hayvan gibi doğup hayvan gibi öldü. Ben eşşekkafalı politikacıları ve sözde halk liderlerini suçluyorum; bu konudan devamlı kaçındılar, örtbas ettiler çünkü tartışmalı bir konuydu - canı cehenneme dediler, etkisini gösterene kadar yıllar geçer, benden sonra gelecekler düşünsün. Böylece insanoğlu bir asır içinde, birikmesi milyonlarca yıl süren yeryüzü kaynaklarını sildi süpürdü ve üst kademede hiç kimse buna aldırış etmedi, onları uyarmaya çalışan sesleri dinlemedi, bıraktılar fazla üretelim ve fazla tüketelim; şimdi de petrol bitti, toprağın humus tabakası eridi gitti, ağaçlar kesildi, hayvanların soyu tükendi, yeryüzü zehirlendi, bütün bunların karşılığında elimizde ne var, geri kalan kırıntılar için savaş eden yedi milyar insan, sefil bir hayat süren ve hâlâ kontrolsüz bir şekilde üreyen insanlar. Onun için ayağa kalkıp bir şeyler söyleme zamanı geldi bence."
Sevgili bilimkurguseverler, bu kitabı okunacaklar listenize mutlaka ekleyin. Ben çok sevdim.