Buralar nasıl da dutluk olmuş! Bir aydan daha uzun süredir blogu tamamen ihmal etmemin hafif mahcubiyetiyle bir güncelleme yazayım dedim. (Mahcubiyet derken, epeyce hafif çünkü bana ne yahu, yazasım gelmedi!)
Tam olarak şu yukarıdaki kedi gibi hissediyorum kendimi. Mümkün olsa hiçbir iş yapmadan böylece oturup boşluğa bakacağım. Fakat bir miktar bayram temizliği, bir adet evlenmek üzere olan en yakın arkadaş (gelinlik modelleri ve davetiye çeşitleri hakkında ne kadar çok şey öğrendiğime inanamazsınız!), rutin sağlık kontrolleri, kuzenlerimle biraz vakit geçireyim derken oturup boşluğa bakacak fazla zamanım kalmıyor. O zamanları da, çeşitli diziler izlemek gibi (boşluğa bakmaktan çok da farklı olmayan) eylemlerle dolduruyorum.
Kayıp Rıhtım için bir yazı hazırlayacağım, 10 gündür giriş paragrafını yarım bıraktım, ilgili kitapları masamın köşesine yığdım, öylece bekliyor. Çünkü yaşasın yaz rehaveti!
Cessie'ye kitap önereceğim, günlerdir bir minik liste yapamadım, öylece bekletiyorum. Çünkü yaşasın yaz rehaveti!
Bir de, kitap okumaya ayırdığım zamanın çoğunu evin dışında geçirdiğimi fark ettim. Kitabı çantamda taşıyınca tramvay beklerken, dışarıda kahve içerken, herhangi bir randevu için beklerken bol bol okuyabiliyorum ama yanımda taşınamayacak büyüklükteki kitapları okumam çok uzun sürüyor. Neredeyse iki aydır Amerikan Tanrıları'nı okuyorum, bir türlü bitiremedim. Fakat çok az kaldı, yakında bitirip yorumumu da yazacağım umarım.
Bu arada yeni bir Eskişehir sahafı buldum. Germinal Sahaf, Adalar Sokak'ta minicik bir dükkan, sahibinin sohbeti de pek tatlı. Aslında sahaf yeni değilmiş, ben yeni bulmuşum. 3-4 yıldır açık olan bu güzel mekânı daha önce görmediğim için üzüldüm fakat hiç bulamamaktan iyidir. Yolunuz düşerse uğrayın, güzel distopyalar öneriyor. ^_^
Durum böyleyken böyle. (Hiçbir anlam ifade edemeyen şu "böyleyken böyle" lafına bayılıyorum.) Sıcak hava bende rehavet yaptı, okuduğum kitap da uzadıkça uzayınca buraları çok boşladım. Umarım hızlanarak devam edeceğim.



















