Dune etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dune etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mayıs 2018

Dune Sapkınları (#5)



Dune Sapkınları - Heretics of Dune
Frank Herbert
Çeviren: Dost Körpe
Kabalcı Yayınevi
Nisan 2011 (1. basım)
538 sayfa

Geçenlerde fark ettim, ben Dune okumaya ara vereli iki buçuk sene olmuş. NASIL?! Gerçekten o kadar uzun zaman geçtiğinin farkında değildim, aklım almadı. Bu kadar da ayıp edilmez diyerek kaldığım yerden, yani beşinci kitaptan devam ettim. Böylece geriye bir kitap kaldı: Rahibeler Meclisi. Bu sefer araya bu kadar uzun zaman girmez, seriyi bitiririm diye umuyorum. Kısmet.

(Önceki kitaplarla ilgili ne kadar spoiler vereceğimi bilmiyorum, spoiler olabileceğini bilerek okuyun.)

Dune Sapkınları, önceki kitaptan binlerce yıl sonrasını anlatıyor. Tanrı İmparator Leto ölüp ortadan kaybolalı 1500 yıl olmuş, yine de Altın Yol planı sürüyor ve Tanrı İmparator'un bilincinin küçücük parçalarının solucanlarda yaşadığına inanılıyor. Aradan geçen zamanda Arrakis'in adı Rakis'e dönüşmüş, Harkonnenler ortadan kaybolmuş, Atreides soyu ise Bene Gesserit'in üreme planları ve dikkatli kayıtları sayesinde sürüyor, doğan bütün Atreides çocukları biliniyor.

Bene Gesserit rahibeleri her zamanki gibi güçlü, her zamanki gibi amaçlarına ulaşmak için karmaşık planlar yapıyorlar, binlerce yıl sonra bile Duncan Idaho gulâmlarını yetiştiriyorlar ve Bene Tleilax'a kesinlikle güvenmiyorlar. Karşılarındaki en büyük tehdit ise Dağılış'tan dönen Saygın Analar. Kitap menfaatlerin, politikanın, çatışmaların ve çok katmanlı planların iç içe geçtiği bir iktidar kavgası aslında. Ve açıkçası, yarısını geçene kadar gayet sıkıcı ilerliyor. Temelde, gulâm Duncan'ın ve solucanlara hükmedebilen, Siona'nın soyundan gelen vahşi bir kızın etrafında şekilleniyor olaylar. Sonra aksiyon biraz artıyor, Atreides soyundan gelen Başar Miles Teg üstün yetenekleri ve askerî dehasıyla öne çıkıyor, Saygın Analar (ya da Bene Gesserit'in deyişiyle, orospular) enteresan becerilerini sergiliyorlar, bir yüz dansçısı efendilerine itaat etmiyor. Böylece olaylar biraz daha ilgi çekici hâle geliyor.
Duncan, Teg'i süzdü. Bu yaşlı Başar, Dük Leto'ya sadece görünüş itibarıyla benzemekle kalmıyordu. Tıpkı o Atreides gibi karizmatikti ve eski düşmanlarının gözünde bile bir efsaneydi. Teg, Atreideslerden Ganimet'in soyundan geldiğini söylemişti, ama hepsi bu olamazdı. Bene Gesseritlerin insanları dölleme konusundaki ustalıkları karşısında hayrete kapılıyordu.
Duna Sapkınları güzel bir kitap ama çok fazla sürükleyici olmadığını söylemem lazım. Çevirisi Dost Körpe'den bekleyeceğimiz gibi başarılı. Son okuma ve yayına hazırlık içinse aynı şeyi söyleyemiyorum. Korkunç yazım hataları, kitabın çeviriden sonra dikkatlice okunmadığını gösteren hatalı cümleler dolu. O yüzden, Dune'u nereden okuyalım diye soran arkadaşlarıma söylediğim şeyi buradan da tekrar edeyim. Dune serisinin Kabalcı baskısını bulmak için çabalamanıza hiç gerek yok; İthaki'den alın, gözden geçirilmiş çeviriyi okuyun.

20 Eylül 2015

Dune Tanrı İmparatoru (#4)



Dune Tanrı İmparatoru - God Emperor of Dune
Frank Herbert
Çeviren: Dost Körpe
Kabalcı Yayınevi
Kasım 2009 (1. basım)
538 sayfa

Klasik Dune serisinin dördüncü kitabından bahsetmeye geçmeden önce bir diyeceğim var. Dune serisinin yayın haklarını İthaki aldı ve ilk kitap gözden geçirilmiş çevirisi ve çok sade çok güzel yeni kapağı ile piyasaya çıktı. Şurada ön okuması var kitabın, çeviriyi Kabalcı baskısı ile birazcık (2-3 paragraf kadar) karşılaştırdım; gözden geçirmişler, derleyip toparlamışlar ve daha iyi olmuş. Ayrıca, daha önemlisi, editör Alican Saygı Ortanca bir de iyi haber veriyor kitabın girişinde: "İyi bilimkurgu eserleri yayımlama idealizminin yarattığı bilinç, türe olan minnet ve yayınevi misyonu bir araya gelince, elinizde ilk kitabı bulunan Bilimkurgu Klasikleri dizisi fikri ortaya çıktı." Ben de, bunu okuyunca oturduğum yerde azıcık dans ettim. Çünkü İthaki'nin bilim kurgu klasiklerinden oluşan bir seriye başlamış olması bence kutlamayı hak ediyor!




Gelelim Dune Tanrı İmparatoru'na. Buradan sonra, serinin ilk üç kitabı hakkında spoiler olabilir. Dune Çocukları hakkında kesinlikle olur. Ben ikaz edeyim, sonrası size kalmış.

Efsanenin başlangıcının, Atreideslerin Dune'a gelmelerinin üzerinden 3500 yıldan fazla zaman geçmiş, İmparatorluk takvimine göre yıl 13.725. Kynes'in gezegen ekosistemini değiştirme hayali gerçek olmuş fakat bunu sağlayan kişi, gezegeni ve İmparatorluğu üç bin yıldır yöneten Leto II'den başkası değil. Dune Çocukları'nda kız kardeşi ve hafızasını paylaştığı ataları ile konuşan, babası kadar güçlü bir kahin olan Leto, gezegenin ve imparatorluğun geleceği için "Altın Yol" dediği planının gerçekleşmek zorunda olduğunu düşünüyordu ve kitabın sonunda kumalabalıkları ile birleşip simbiyotik bir yaşam seçmiş, insanlığından giderek uzaklaşmaya başlamıştı.

II. Leto'nun metamorfozu ilerlemiş, kumsolucanı derisi büyümüş, binlerce yıldır yaşayan tanrı-imparator, bir tiran olmuş. Metrelerce uzanan boyu, silah işlemeyen derisi, çevresindeki herkesi korkutan geleceği görme yeteneği ve katı kurallarıyla hem kalan baharat stokunu hem de bütün imparatorluğu yönetiyor. Bene Gesserit rahibeleri güçlerini kaybetmiş; Lonca, baharat için Leto'ya muhtaç, büyük hanedanlar yok olmuş, Atreides soyunu ise Ganimet'in torunları sürdürüyor. Dune, adını aldığı çölleri yitirmiş, artık gezegende akan bir nehir bile var; savaşlar yok ama bu zorunlu ve baskıcı barış döneminin getirdiği gerginlik tüm gezegeni (hatta gezegenleri) sarmış durumda.

Durum böyle iken, Leto'nun yönetimini, Altın Yol'un gidişatını okuyoruz roman boyunca. Politik entrikalar, gözü pek düşmanlar ve kanlı saldırılar olsa da, bir tiranın yönetimi altındaki halkın sorunlarını daha çok inceleyen; ilk üç kitaba göre daha sakin bir kitap Tanrı İmparatoru.
 "Cizvitler buna güç merkezini korumak, derdi. Bu durum da tamamen ikiyüzlülüğe yol açar ve bu ikiyüzlülük de eylemleriyle açıklamaları arasındaki tutarsızlıktan her zaman anlaşılır. Eylemleriyle açıklamaları asla bağdaşmaz."
 "O zaman bu konuyu daha dikkatli incelemeliyim, Lordum."
 "En sonunda da hâkimiyet insanlara suçluluk hissettirilerek sağlanır hale gelir. Çünkü bu ikiyüzlülük cadı avlarına ve günah keçileri aramaya yol açar."
---
"Güç merkezleri çok tehlikelidir, çünkü gerçekten delirmiş olan kişileri, güce sırf güç adına sahip olmak isteyen kişileri mıknatıs gibi çeker. Anlıyor musun?"
---
 "Onn'un tasarımına dair çok eğlenceli bir efsane vardır. Bu efsaneyi destekleyip yayılmasını sağladım. Denir ki bir zamanlar orada yaşamış bir halkın hükümdarının, senede bir kez tamamen karanlıkta, silahsız ve zırhsız bir şekilde halk arasında dolaşması gerekirmiş. Efsanedeki hükümdar karanlıktaki kullarının arasında gezinip yürüyüşünü gerçekleştirirken üzerinde ışıldayan bir giysi olurmuş. Kullarıysa o gün için siyahlara bürünürmüş ve üstlerinde asla bir silah araması yapılmazmış."
 "Bunun Onn'la... ve sizinle ne ilgisi var?"
 "Hükümdar o yürüyüşten sağ çıkabilirse, iyi bir hükümdar olduğu anlaşılırmış."
Aslında Dune Tanrı İmparatoru ile ilgili yazılacak daha çok şey var fakat artık uykusuzluktan cümlelerimi toparlayamamaya başladım ve neredeyse bir hafta boyunca internetten uzak kalacağım için yazıyı daha fazla geciktirmek istemedim. Bu arada, şu son alıntıdaki efsaneyi denemeye cesaret edecek bir tanecik politikacı arasak, neredeyse 200 ülkenin içinden bulabilir miyiz, çok merak ettim. 

Dune serisinin son iki kitabı kaldı elimde (klasik seriyi sayıyorum elbette, diğerlerini kim bilir ne zaman okurum.) Bir yandan peş peşe ikisini de okumak istiyorum, bir yandan da bitmesinler diye elim gitmiyor. Aniden chick-flick'lere sararsam yargılamayın beni, olur mu? ^^

13 Ağustos 2015

Dune Çocukları (#3)


Dune Çocukları - Children of Dune
Frank Herbert
Çeviren: Dost Körpe
Kabalcı Yayınevi
Eylül 2008 (1. basım)
545 sayfa

* Bu yazıda serinin ilk iki kitabı olan Dune ve Dune Mesihi hakkında gereğinden fazla bilgi olabilir. Çünkü o kitaplar hakkında spoiler vermeden üçüncü kitabı anlatmak biraz zor. Ona göre okuyun.

Dune Çocukları'nı okurken biraz sıkılmaya başladım. İlk üç kitabın ilk basım tarihleri (1965, 1969, 1976) arasında yıllar varken birer kitaplık aralarla okumak fazla yükleme yaptı. O yüzden, dördüncü kitaba geçmeden önce birkaç kitap daha okuyup olaydan azıcık uzaklaşmak istiyorum. Peş peşe okumanın yarattığı sıkıntı dışında, bu kitaptaki yazım hataları ilk iki kitaptakinden daha fazla. Fakat her şey bir yana, serinin görkemi yerli yerinde duruyor ve yine çok iyi bir roman!

Dune Mesihi'nin finalinden dokuz yıl sonra başlıyor roman. Müeddib'in ikiz çocukları Leto ve Ganimet, anne ve babalarının yokluğunda halaları Alia, üvey anneleri Irulan ve Fremen naibi Stilgar'ın sorumluluğunda büyüyorlar. Çocuklar dokuz yaşında olsa da, Alia gibi rahimde doğmuşlar yani henüz dünyaya gelmeden önce bilinç kazanmışlar ve zihinlerinde atalarının binlerce yıllık tecrübelerini taşıyorlar. Rahimde doğanlar, Bene Gesseritlere göre hilkat garibesi olma riski taşıyor; bilinçlerindeki güçlü kişiliklerden biri baskın çıkıp vücudu ele geçirebiliyor ve bu çok tehlikeli. Özellikle de ikizleri dikkatle takip eden Bene Gesseritlerin genetik planları için...

Alia, imparatorluğu yönetiyor ama başarılı olduğu söylenemez. İmparatorluk, batıl bir din ve gittikçe artan baskı ile yönetiliyor. Müeddib'in yaratmaya çalıştığı öğreti çökmüş ve memnuniyetsiz sesler yükselmeye başlamış. Bir yandan imparatorluğu yönetirken bir yandan da zihnindeki diğer kişiliklerle savaşan Alia sonunda pes etmiş ve en korktuğu şeye, bir hilkat garibesine dönüşmüş. İkizler bunun farkında ve aynı hataya düşmemek için ellerinden geleni yapıyorlar; babaanneleri Jessica yıllar sonra Dune'a geri dönüp Alia ile yüzleşiyor. Alia'nın planları, Jessica'nın planları, Leto ve Ganimet'in planları birbirine giriyor; zavallı Stilgar kime güveneceğini şaşırıyor. İlk iki kitaptaki gibi bolca iktidar çekişmesinin yanına bir de aile içi çekişmeler ekleniyor bu sefer. Leto, çok cüretkar bir plan yapıyor ve kız kardeşini de ikna ettikten sonra planını gerçekleştirmeye girişiyor.

Kim olduğu bilinmeyen kör bir vaiz ortaya çıkıyor, Müeddib'in öğretilerine ve Alia'ya karşı kâfirce suçlamalarda bulunuyor. Jessica, ayrıldığı Bene Gesserit rahibelerine tekrar katılmış, kızına karşı torunlarını korumaya ve kendi planına yöneltmeye çalışıyor. Bene Gesseritler, büyük planlarının gecikmeli de olsa işleyeceğini umuyorlar. Tahttan indirilen Corrino Hanedanının veliahtı Farad'n, bütün bu olayların içinde kendine yer edinmeye, imparatorluğu geri almaya çalışıyor. Önemli karakterler, yan karakterler, hedefler, hikayeler... Devasa Dune evreni içindeki karmakarışık bir dönemi anlatıyor bu kitap, okurken odaklanmak gerekiyor. Bölüm başlarındaki alıntılarla da yine çok güzel şeyler anlatıyor Herbert. Bu alıntılardan en beğendiğimi paylaşayım, Bene Gesserit eğitim el kitabından:
"Başarılı bir dinin savunması gereken popüler tarih yanılsamaları vardır. Kötüler asla başarılı olamaz; güzelliği ancak cesur olanlar hak eder; dürüstlük her zaman iyidir; eylemler sözlerden daha etkilidir; erdemli olan hep kazanır; iyi bir iş yapan zaten ödülünü almıştır; insan ne kadar kötü olursa olsun düzeltilebilir; dinsel tılsımlar insanı iblislerce zaptedilmekten korur; kadim sırları ancak kadınlar anlatabilir; zenginler mutsuzluğa mahkûmdur..."

24 Temmuz 2015

Dune Mesihi (#2)


Dune Mesihi - Dune Messiah
Frank Herbert
Çeviren: Dost Körpe
Kabalcı Yayınevi
Haziran 2008 (1. basım)
278 sayfa

Bu seriyi okumayı yıllarca ertelediğim için kendime epey kızmaya başladım. Daha erken başlasaydım, klasik seriyi çoktan bitirip oğul Herbert'ın yazdıklarına geçerdim. Hiç okumamaktan iyidir yine de. Mutlu mesut okuyorum, her yere yanımda taşıyorum ki ufacık bir boşluk bulabilirsem çıkarıp okumaya devam edeyim.

Kitabı her yere taşımak demişken, birkaç gün önce bu konuda kendimizi sorguladık. Yeğenim Selin ve ben, kitap okuyacak hiç fırsatımız olmayacağını bilsek bile o sırada okuduğumuz kitabı yanımıza almadan hiçbir yere gidemiyoruz. İkimizin de sürekli çektiğimiz boyun ağrılarının bir nedeni de bu galiba. Çünkü -örneğin- semt pazarına gidip bir dolu sebze meyvenin arasında kitap okuyacak değiliz ama o kitap o çantaya illa ki girecek. Bazen okuduğum kitabı evde unutup çıkıyorum, anahtarımı-telefonumu unutmuş gibi huzursuz oluyorum saatlerce. Selin'e "beni bırak, kendini kurtar" demem gerekirdi ama çok geç kalmışım; okuduğu kitabı almadan yanıma gelince, aynı kitabın bendeki kopyasını alıp bütün gün çantasında taşıdı, "okuyamadım ama olsun" diye geri verdi akşam. Yazık, küçükken benim yanımda çok vakit geçirdi, ondan böyle oldu sanırım. "Yeter, kitaptan bahset biraz da!" diyen olmayınca kaptırıp gidiyorum yahu. Oysa ne kadar da güzel bir kitap var elimde, neler neler anlatacağım. Ya da spoiler vermekten kaçınmak için neler neler anlatamayacağım. Uyarı: Bu kitabı anlatırken serinin ilk kitabı olan Dune'a dair spoiler vermek zorunda kalacağım muhtemelen, sonra söylemedi demeyin.

Dune Mesihi, Dune'un başlangıcından 15 yıl sonrasına atlıyor. İmparatorluk takvimine göre yıl 10.206. Paul Müeddib, kehanetlerinde gördüğü kaderini gerçekleştirip Tanrı-İmparator olmuş; Müeddib'in efsanesi büyüdükçe ise düşmanları da artmış. Fremen eşi Chani, kardeşi Alia, sadık dostu Stilgar her zaman yanında. Bene Gesseritler ve Lonca ise, planlarını bozduğu için Müeddib'in düşmanları olmuşlar. İmparator olmak için evlendiği karısı Prenses İrulan da bir Bene Gesserit ve kocasının tahttan indirilmesi için yapılan bazı planlara dahil olmuş.

Paul, geleceğinin bir kısmını görüyor ama gördüklerini değiştirecek güce sahip değil. Elindeki gücün getirdiği tehlikelerin farkında, her şeyi bırakıp kaçmak istiyor ama bunun bile durumu düzeltmeyeceğinin farkında.
"En güçlülerin bile uygulayabileceği kuvvetin bir sınırı vardır ve bu sınırı aştıklarında kendilerini yok ederler. Devlet yönetiminin asıl sanatı, bu sınırı saptayabilmektir. Gücün yanlış kullanımı ölümcül bir günahtır. Kanunlar intikam aracı ya da kendi yarattığı şehitlere karşı bir savunma aracı olarak kullanılamaz. Bir bireyi tehdit ederseniz, bunun sonuçlarına katlanırsınız."
Dune'daki karakterler ve grupların yanında, yenileri ile de tanışıyoruz bu kitapta. Ölüleri birer gulâma çeviren Tleilaxular, dış görünüşlerini tamamen değiştirebilen yüz dansçıları, tuhaf bir cüce... Yüz dansçılarını pek sevdim, shape-shifter karakterler her zaman ilginçtir zaten. Gulâmlar ise çekici olduğu kadar korkunç bir fikir; Hayvan Mezarlığı'nın bilim kurgu ile buluşması resmen!

Hükmü altındaki insanların sayısını bile bilmeyen, sahip olduğu gücün aynı zamanda bir lanet olduğunu düşünen Paul Müeddib'in hikayesini çok severek okudum ben. Üçüncü kitap olan Dune Çocukları'nın ne anlatacağı hakkında bir tahminim var, ama ona geçmeden önce yine çok alakasız bir kitap okuyacağım. Dune serisinin keyfini olabildiğince uzatmaya çalışıyorum.

12 Temmuz 2015

Dune (#1)


Dune
Frank Herbert
Çeviren: Dost Körpe
Kabalcı Yayınevi
Şubat 2008 (1. basım)
638 sayfa

Dune serisini 3-4 yıl kadar önce aldım, kitaplığıma dizdim; kocaman bir diziye başlamak gözümü korkuttuğu için okumayı sürekli erteledim. Sonuç: Yıl oldu 2015, ben daha yeni başlıyorum. Seriyi peş peşe okumak yerine aralarda bilim kurgu olmayan kitaplar okumaya karar verdim. Üstelik bitmeyen seri yapmışlar! Bende yalnızca ilk beş kitap var, en azından Rahibeler Meclisi'ni bir an önce almam lazım; devam serilerini ilerleyen yıllarda okusam da olur sanırım. Star Wars ve Vakıf'ta olduğu gibi yapım/yazım sırasıyla okumak istiyorum kitapları; öylesi daha keyifli. Bakalım kaç yılda bitireceğim...

Kitabın çevirisi, bilim kurgu çevirilerini çok beğendiğim Dost Körpe'ye ait ve yine beğendim. Son okuma ve editörlük için ise aynı şeyi söyleyemiyorum çünkü Kabalcı'nın bir kitabında 'yalnızca' yerine YANLIZCA yazılması hoş değil. Yok artık.

Frank Herbert, kocaman bir evren yaratmış bu romanında. Galaksiyi yöneten merkezî imparatorluk, gezegen valileri, dükler, lordlar, baronlar, paralı askerler ve fakir halk. Avrupa'nın asalet sistemini gezegenlerarası sisteme dağıtmış. Caladan adlı gezegende başlayan roman, bu gezegenin yöneticisi Dük Leto'nun çöl gezegeni Arrakis'e yönetici olması ile başlıyor. Dük Leto Atreides'in oğlu Paul, Paul'un annesi Jessica (bir Bene Gesserit rahibesi), eğitmenleri, eski Arrakis yöneticisi Baron Harkonnen, korkutucu bakışları ile bir Rahibe Ana, insan bilgisayar denen mentatlar, çöl halkı Fremenler... Entrikalarla dolu politik ve ekonomik çekişmelerin arasında, veliaht Paul Atreides'in büyümesini izliyoruz.
"Din ile siyaset aynı arabada gittiğinde, sürücüler karşılarında hiçbir şeyin duramayacağını sanır. Dümdüz gider, giderek hızlanırlar. Engelleri tamamen göz ardı ederler ve körlemesine giden uçurumları çok geç fark edeceğini de unuturlar."
Dük Leto, Arrakis'e giderken kendisi için hazırlanan bir tuzağın içine doğru ilerlediğini bilse de, bu gezegeni odalığı Leydi Jessica'ya ve oğulları Paul'a sevecekleri bir yuva haline getirme hayaliyle gidiyor. Arrakis, Melanj denen kıymetli baharatın bulunduğu tek gezegen ve baharatı kontrol edenler tüm imparatorluğu da kontrol edebilecek konuma geliyor. Gezegenin yerel halkı Fremenler hakkında okurken "Çeçenler bunlar ya!" dedim kendi kendime; inanç sistemleri, gerilla yöntemleri ile Çeçen olduklarına epeyce ikna oldum ben. Ama sonra Dune'daki alegoriler ile ilgili bir şeyler okudum, meğer Orta Doğu halklarını temsil ediyorlarmış. Yeterince yaklaşmışım yine de... Fremenler, bir Bene Gesserit'ten doğan bir erkek çocuğunun dünyalarına geleceğine ve kurtarıcı peygamberleri olacağına inanıyorlar. Annesinden aldığı Bene Gesserit eğitimi, babası ve adamlarından öğrendiği dövüş teknikleri, keskin zekası ile Paul, beklenen Mehdî olabilir mi?

Kitap hakkında yazılması gereken çok fazla şey var. Bene Gesseritler kimdir, dertleri nedir? Kumsolucanı denen devasa yaratıklar ne menem şeylerdir? Fremenler çölün derinliklerinde ne karıştırıyorlar? Fakat bütün bunları anlatmak için sayfalarca yazmam gerekir, üstelik o sayfaları açıklamak için de kitabın sonundaki sözlükten birkaç maddeyi buraya aktarmam gerekir. Evet, kitabın sonunda, yazarın neden bahsettiğini daha iyi anlamamızı sağlayan bir mini sözlük var. Çünkü Frank Herbert yalnızca bir gezegenler sistemi değil, yeni bir terminoloji de yaratmış.

Dune serisi, ilk kitabıyla Vakıf'ı anımsattı bana. Yazarın muazzam detaylarla donattığı gelecek, sembolizm dolu tasvirler, hile içinde hile içinde hile... Dune'a başlamak için benim gibi yıllarca beklediyseniz eğer, yapmayın. Hemen okuyun.

3 Nisan 2012

Bugün pek güzel bir gündü! Çünkü, çekim yapıp 'fotoğraf makinem, tripodum ve ben' şeklinde eve döneceğimi düşünürken; "fotoğraf makinem, tripodum, 7 kitap, 1 dergi ve ben" şeklinde döndüm. Süper geçen haftasonunun pazartesiye sarkıttığı güzel şeyler olarak kabullendim bu kitapları ve yol boyu sırıttım.

Bitirme projem için fotoğraf çekmeye gittiğim ve yeni tanıştığım bir arkadaşım, tez için çok işime yarayacak (ve baskısını bulamadığım) bir kitabı "aa bak, bende böyle bir kitap var. işine yarar mı?" diyerek ödünç verdi. Çok mutlu oldum!

Hava güzeldi, bir yere uğramam gerekiyordu, uğradığım yerin çok yakınında Aşiyan Sahaf vardı. O kadar yakına gelmişken biraz daha yürüdüm, benim için getirdikleri kitapları henüz alamayacağımı söyleyip bir süre daha saklamalarını rica edecektim. Ama Faruk bey, her zamanki nezaketiyle kitapları (neredeyse zorla) bana verdi, Sabitfikir dergisinin mart sayısını hediye etti; bir de üstüne, "teziniz için işe yarayabilir, geçen gün buldum. işiniz bitince geri getirirsiniz" diyerek, arasam bulamayacağım bir kitabı ödünç verdi.

Herhangi birine, herhangi bir kitabımı verdiğimde "eyvah! geri gelecek mi? gelirse ne halde olacak?" diye içim titrediğinden; biri bana kitap ödünç verdiğinde hem mutlu oluyorum, hem de saçma bir sorumluluk hissi yükleniyorum.

Bu arada, Dr. Gelecek'i bitirdim birkaç gün önce ama şimdilik yazmaya üşeniyorum. Belki yarın. Her neyse... Buyrun, bugünün fotoğrafları:

Ödünç aldığım kaynak kitaplar
Yepyeni Dune serisi ^.^~
Benden keyiflisi yok bugün!