7 Kasım 2013

Paslanmaz Çelik Sıçanın İntikamı


Paslanmaz Çelik Sıçanın İntikamı - The Stainless Steel Rat's Revenge
Harry Harrison
Çeviren: Metin Çetin
Metis Yayınları
Mart 1997 (1. basım) 
193 sayfa

Ah yahu Metis, ne diyeyim ben size! Üç gündür, Paslanmaz Çelik Sıçanın İntikamı'na baktıkça Metis'e söyleniyorum, içten içten homurdanıyorum. Bu kitap, Paslanmaz Çelik Sıçan ile başlayan serinin beşinci kitabıymış. Hangi mantıkla "Biz bu serinin ilk kitabını yayımladık; şimdi aradaki üç kitabı atlayıp beşinciye geçelim" dediniz? Hadi içinizden biri bu öneriyi sundu, bir tane aklı başında insan çıkıp "Saçmalama!" demedi mi?

Bu duruma tölerans göstermeyi sağlayacak tek şey şu: temelde aynı karakterler yer alsa da, her kitap farklı bir macera anlattığı için okumadığımız kitaplarda ne olup bittiği bizi pek ilgilendirmiyor. Fakat, ilk kitabın sonunda belli bir noktada bıraktığımız iki karakter neler yaşayıp da bu kitaptaki duruma gelmişler, bunu merak ediyorum ben. Sana çok kızgınım Metis!!!

Öhm... Sinirim birazcık geçti, tamam. Paslanmaz Çelik Sıçanın İntikamı, Harry Harrison'ın Paslanmaz Çelik Sıçan serisinin beşinci (Metis tarafından yayımlanan ikinci) kitabı. İlk kitapta tanıştığımız James diGriz, bu sefer Özel Birim için bir araştırma görevine çıkıyor. Diğer gezegenleri işgal eden militer bir gezegende başlayan gizli görevi, kadınların egemen olduğu Burada gezegeninde devam ediyor. Bol aksiyon, bol eğlence!

Serinin ilk kitabı gibi, bu kitap da bilim kurgu yazını adına çok fazla şey vaat etmiyor. Yine de, ilk kitaba göre daha fazla dikkatimi çeken noktaları var. Mesela, botox kaç yılında estetik amaçlı kullanılmaya başladı bilmiyorum ama; Harry Harrison 1970 tarihli kitabında şunu demiş: "Tabii ilk olarak sinirlerimi etkisiz hale getirerek yüzümdeki tüm ifadeyi silen bir iğne yaptım kendime." Başka bir yerde ahiret inancını ve "şu ana dair bilinç"i sorgulamış, savaş hakkında konuşmuş. Dikkat çekmek istediğim bir nokta daha var: Detaylandırılmasa da, kitapta bahsi geçen robotlar Asimov'un 3 robot yasasına dahil edilmişler: "... Ama tabii, silah taşıyamazlar ve herhangi bir tür şiddet içeren hiçbir harekette bulunamazlar."

Yani, bu kitabı okuyun. Tabii, önce Paslanmaz Çelik Sıçan'ı bir yerlerden bulup okumak iyi olur. Bu arada, kitapta adı geçen gezegenin adı orijinal yazımında da "Burada" ve Burada gezegeninde Taze, Fayda, Pire gibi isimleri olan insanlar var. Yayımcının eklediği dipnota göre, Harrison bu gezegendeki isimleri bir Türkçe sözlüğünden seçmiş. Çok ilginç değil mi?

28 Ekim 2013

Paslanmaz Çelik Sıçan


Paslanmaz Çelik Sıçan - The Stainless Steel Rat
Harry Harrison
Çeviren: Metin Çetin
Metis Yayınları
Ekim 1995 (1. basım)
166 sayfa
  
Harry Harrison'ın Paslanmaz Çelik Sıçan'ını yıllar boyunca arayıp bulamamıştım, her yerde Paslanmaz Çelik Sıçanın İntikamı vardı, hala var; bu kitabı bulmak ise biraz daha zor. Sonunda, birkaç ay önce Ankara'daki Devr-i Alem Sahaf'ta buldum ve sevinçten havalara uçarak aldım kitabı. Fakat, kitabın başındaki kısa metni okurken yine üzüntülere boğuldum! Toplamda beş adet olan Paslanmaz Çelik Sıçan kitaplarının yalnız ilk ikisini yayımlamış Metis. Sonra ne olduysa, şu güzel seriyi yarıda bırakmışlar.
(Ekleme: Fanfictionpub blogunda yazan ABC'nin eklediği bağlantıya göre, 11 ayrı Paslanmaz Çelik Sıçan kitabı varmış. Tebrikler ve teşekkürler Metis!) :(

Paslanmaz Çelik Sıçan'ı uzuun süre aradıktan sonra okuyunca başım göğe erdi, rahatladım, huzur buldum. Ama yine de, Harry Harrison okuyacak birine önce Yer Açın! Yer Açın!'ı öneririm galiba.

Paslanmaz Çelik Sıçan, temelinde bir space opera; yani içinde kuramsal da olsa bilimsel bir yaklaşım, açıklama, detay yok. Hatları kabaca çizilmiş bir gelecekte, delikli kartlar ve kömürle çalışan taşıtlar gibi ufak steampunk detaylar içinde geçiyor roman. İnsanların galaksiye yayıldığı bu dönemde, genetik kontrol ve düzeltmeler sayesinde; topluma uyum sağlamayan insanlar, suçlular neredeyse tamamen ortadan kalkmış, suçtan uzak bir insan ırkı oluşturulmuş. Bu toplumun içinde yaşayan ve kendini "toplumun tavan arasında yaşayan sıçan" olarak tanımlayan James diGriz, karmaşık dolandırıcılıklar ve hırsızlıklar arasında Özel Birim'den kaçmaya çalışıyor; kendini hiç beklemediği durumlar içinde buluyor. Olay bu... Hafif dozlu bilim kurgu, keyifle okunan bir kitap.

Bir de, kitabın içinden küçük bir kağıt çıktı, kitabın eski sahibi ("Orkun, Kasım '95" yazmış iç kapağa) ufak notlar almış kitaptan. Kitabın içinde böyle bir şey bulmak çok hoşuma gitti. ^.^ (Spoiler olabilir, o yüzden yandaki fotoğrafa bakmamayı tercih edebilirsiniz.)

25 Ekim 2013

Eskişehir'de Bir Çizgi Roman Dükkanı


Yer-yön algımın zayıflığı sebebiyle, özellikle ara sokaklarda sıklıkla kaybolmayı başarıyorum ben. İki gün önce, defalarca gittiğim bir kargo şubesinden çıkıp eve dönerken, hemen caddeye çıkmak yerine ara sokaklardan dolaşarak çıkayım dedim; yine hatırlamadığım sokaklarda buldum kendimi. Aynı şeyi daha önce yaptığımda bir sahaf bulup çok sevinmiştim, bu sefer bir çizgi roman dükkanı buldum!

Çizgi roman okuru olmasam da, böyle bir yer görünce içeri girmeden geçemezdim. Madem bir kitap blogum var, bu mekan hakkında da bir şeyler yazmalıyım dedim ve hemen dükkana girdim. Şehir ve Ben isimli bu mekanın sahibi İlhan Bey'le sohbete koyulduk, yukarıda gördüğünüz iki fotoğrafı çektim, bir de İlhan Bey grafik tasarımcı olunca laf lafı açtı, epey sohbet ettik.

Şehir ve Ben yaklaşık bir yıldır oradaymış ve ben nasıl olup da daha önce görmemişim bilmiyorum. Çocukken severek okuduğum saman kağıda basılı Red Kit'ler, Superman'ler, Spiderman'ler, Tommiks'ler artık yok, ben de yeni çizgi romanlara pek meraklı değilim ama ola ki blogumu okuyan ve Eskişehir'de yaşayan bir çizgi roman okuru vardır, böyle bir yerin varlığını haber vermek istedim.

Yazının başında dediğim gibi zayıf olan yön algım ve yol tarif etme özürüm dolayısıyla, dükkanın nerede olduğunu anlatmaya kalkışmıyorum. Yerini merak edenler için, web sitelerindeki krokiye yönlendireyim sizi.

20 Ekim 2013

Şamatacı Suçlular ve Daha Fazlası


Şamatacı Suçlular, Dost Canlısı Olmayan Su Kabarcıkları, ve Hakkında Ne Hissettiğinize Bağlı Olarak, Belki de O Kadar da Korkutucu Olmayan Başka Şeyler, Kayıp Bir Ülke, Sahipsiz Cep Telefonları, Gökyüzünden Gelen Varlıklar, Peru'da Kaybolan Ebeveynler, Lars Fars Adlı Bir Adam ve Tam Olarak Bitiremediğimiz Başka Bir Hikaye - Noisy Outlaws, Unfriendly Blobs, and Some Other Things, That Aren't as Scary, Maybe, Depending on How You Feel About Lost Lands, Stray Cellphones, Creatures from the Sky, Parents Who Disappear in Peru, a Man Named Lars Farf, and One Other Story We Couldn't Quite Finish, so Maybe You Could Help Us Out 
Derleyenler: Ted Thompson, Eli Horowitz
Çeviren: Sevinç Kayır
İthaki Yayınları
Nisan 2013 (1. basım)
205 sayfa

Şamatacı Suçlular ve Daha Fazlası, Ted Thompson ve Eli Horowitz'in editörlüğü ile derlenmiş, çok eğlenceli bir kitap; eğlendirmeye önsöz ile başlıyor. Yani, daha önce de söylediğim gibi, önsözü okuyun diyorum. Her öyküyü farklı bir illüstratörün resimlendirdiği bu çok şenlikli kitapta en sevdiğim resimler Güneşkuşu adlı Neil Gaiman öyküsünün oldu, resimlendirmeyi Peter de Sève yapmış -ki, kendisi Ice Age karakterlerini tasarlayan kişiymiş meğer.-

Benim en sevdiğim öykü Jeanne DuPrau'nun yazdığı Kada Telefonu oldu. Öykülerin hiçbirinden bahsetmeyeceğim ama, epeyce absürd mizah içeren Şamatacı Suçlular'ı çok sevdim. Kitabın sonunda bir de bitmemiş bir öykü var. Yazı yazmaya meraklı okurlar için, devamını yazabilecekleri bir öykü başlangıcı yapmışlar; ben devam etmeye yeltenmedim ama keyifli olacağına eminim.

11 Ekim 2013

Mars Yıllıkları


Mars Yıllıkları - The Martian Chronicles
Ray Bradbury
Çeviren: Barış E. Alkım
İthaki Yayınları
Nisan 2013 (1. basım)
376 sayfa
"Sadece üzüntü ve keder dışında hiçbir şey getirmeyeceği halde, Tom'u biraz da olsa tutmak belki de hataydı, ama sadece bir gün kalıp gitse bile, boşluğu bomboş, karanlık geceleri kapkara, yağmurlu geceleri sırılsıklam yapsa bile, nasıl vazgeçebiliriz istediğimiz şeylerin ta kendisinden?"
Mars Yıllıkları'nı anlatmaya, yukarıdaki alıntıyla başlamasam çok eksik kalırdı. Neyse... Ray Bradbury'nin kitabı, bir astronomi profesörü olan Fred Hoyle'un sunuş yazısıyla başlıyor. Bazı kitapların sunuş/giriş yazıları ne kadar sıkıcıysa, bu sunuş yazısı o kadar keyifli. Hoyle, en yüksek edebiyat potansiyelinin bilim kurguda olduğunu iddia ediyor ve çok da mantıklı açıklamaları var. Okumadan geçmemek lazım.

Mars Yıllıkları, kronolojik olarak ilerleyen bir dizi öyküden oluşuyor. Ocak 1999 tarihinde Mars'a giden ilk ekip ile başlayan kitap Mars'ta ve Dünya'da yaşanan olaylarla Ekim 2026'ya kadar uzanıyor. Bradbury'nin her zamanki ustalığı ile en basit insan arzularından, en karmaşık etik sorunlara kadar değiniyor; bilim kurgu maskesinin arkasında sağlı sollu girişiyor okuruna. (Bu kadar argo bir benzetme yapmak istemezdim aslında, fakat bu adamın kitapları hep dayak yemişim hissi bırakıyor bende, kusura bakmayın.) 

Bir iki öyküde kendine yer bulan mistik yaklaşımlar dışında, çok sevdim kitabı. En sevdiğim öyküler de, "Haziran 2003: Göğün Ortasındaki Yol" ile "Eylül 2005: Marslı" oldu. Ayrıca, daha önce başka bir derlemede okuduğum, Poe'nun öyküsünü okuduktan sonra bir kez daha okuyunca daha çok sevdiğim "Usher II" de var kitapta. Yani, kısaca, diyorum ki okuyun bu kitabı.