manifesto etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
manifesto etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ekim 2014

Tembellik Hakkı


Tembellik Hakkı - Le Droit à la Paresse
Paul Lafargue
Çeviren: Işık Ergüden
Kırmızı Kedi Yayınevi
Nisan 2014 (2. basım)
67 sayfa

Kitabın içeriğinden bahsetmeye başlamadan önce hemen söylemeliyim: Bu kitabı, bir nesne olarak çok seviyorum. Kapağı, iç kapağı, ayracı, kağıdı... Çok güzel kitap! Bayılıyorum yayınevlerinin böyle özenli baskılar yapmasına. Çeviri de gayet güzel üstelik, teşekkürler Kırmızı Kedi.

Daha önce kısaca bahsetmiştim, yüksek lisansa başladım bu dönem. Tembellik Hakkı'nın ilk bölümlerini de, bir sabahın köründe kampüse doğru giden otobüste okudum. Otobüsten indim, derse girdim; bir baktım ki marksizmler, neo-marksizmler havada uçuyor. "Hah!" dedim, "Tam zamanında başlamışım bu kitaba."

Paul Lafargue, Tembellik Hakkı'nı 1883'te, Sainte-Pélagie Hapishanesindeyken yazmış. Karl Marx'ın damadı olan Lafargue bu manifestosunda yalnız kapitalizme değil, çalışmayı yücelten marksist yaklaşıma da karşı çıkıyor. Bölüm sonu notlarıyla birlikte ancak 67 sayfa tutan kitap kolaylıkla okunuyor; Lafargue söyleyeceklerini dolandırmadan, süslemeden anlatmış. Kitabın yazılmasının üzerinden 130 yıl geçmesine rağmen, karşı çıktığı koşullardan bir adım bile uzaklaşmamışız.

Kitabın birinci bölümü "Kapitalist uygarlığın hüküm sürdüğü ulusların işçi sınıfları tuhaf bir deliliğin esiri olmuşlar." diye başlıyor. Kapitalist toplumlarda yüceltilen çalışmanın, her türlü entelektüel yozlaşma ile sonuçlandığını söylüyor. Çalışma saatlerinin azaltılması durumunda üretimin azalmayacağını, aksine uzun vadede daha verimli üretim yapılacağını; buna yönelik deneylerin sonuçları ile birlikte aktarıyor.
"Çalışın, çalışın, proleterler, toplumsal serveti büyütmek ve bireysel sefaletinizi arttırmak için çalışın; çalışın ki, daha da yoksullaşarak, çalışmak ve sefil düşmek için daha fazla gerekçeniz olsun."
Üreten sınıfın, ürettiklerini tüketecek zamanı ve parası yokken; burjuvanın ihtiyacı olandan daha fazla metayı tüketmek için bir israf döngüsüne girdiğini, sürekli yeni pazarlar arayıp kapitalizmi dünyanın her köşesine taşımaya çalıştığını anlatıyor. Makineleşme artarken, işçinin ağır işleri makinelere bırakmak yerine onunla rekabete girmesinin saçmalığından bahsediyor. Kitabın anlattıkları teorik olarak çok mantıklı geldi bana, uygulanabilirliği ise içinde bulunduğumuz sistemde mümkün değil sanırım. Kitabı daha derinlemesine incelemeye kalkışıp cehaletimi ortalığa dökmeden önce bu yazıyı bitireyim ben. Son olarak, Lafargue'ın kitabın son bölümünde kurguladığı Tembellik Rejiminden bir tiyatro sahnesini paylaşmak istiyorum, bakalım size de tanıdık gelecek mi.
"Odun kafalı ve eşek kulaklı seçmenlerin önünde, palyaço kılıklı burjuva adaylar, politik özgürlükler dansı edecekler, sayısız vaatlerle dolu seçim programlarıyla yüzlerini ve kıçlarını silecekler ve gözlerinde yaşlarla halkın sefaletinden, bakır sesleriyle Fransa'nın zaferlerinden söz edeceklerdir; ve seçmenler de koro halinde, güçlü bir şekilde anırıp baş sallayacaklardır: ai, ai, ai!"