Ferit Edgü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ferit Edgü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ekim 2014

Van Gogh Yüz Yıl Sonra


Van Gogh Yüz Yıl Sonra
Ferit Edgü
Ada Yayınları
Ekim 1990 (1. basım)
69 sayfa

Geçenlerde, bizim kitapçıda (Bizim kitapçı: Aşiyan Sahaf) oturup sohbet ediyorduk, konu bir yerlerden Doctor Who'ya, oradan da Van Gogh'a geldi. Sanat tarihindeki en sevdiğim ressamlardan biri, hatta sanırım listenin ilk sırasındaki isim olan Van Gogh'tan konu açılınca susamadım elbette. Bir de Vincent and the Doctor adlı harika Doctor Who bölümünü defalarca izlediğimi ve her seferinde son sahneleri izlerken mızıl mızıl ağladığımı itiraf ettim. (Eheh, ne var ya? Olamaz mı?) Bu itirafımın üzerine, Faruk Bey bana Van Gogh Yüz Yıl Sonra'yı ödünç verdi.

Ferit Edgü, önsöze bu kitabın yazım sürecini anlatarak başlıyor. Van Gogh'un ölümünün 100. yılında düzenlenen iki sergi üzerine, Milliyet Sanat Dergisine bir dizi yazı yazması önerilmiş. Bu teklifi kabul eden yazar, Van Gogh'un defalarca yazılan hayatını bir kez daha yazmak ya da sanat tarihi içindeki yerini tekrar incelemek istememiş. Van Gogh'un sanatından ve yaşamından esinlenerek kısa metinler yazmış ve bu metinler Milliyet Sanat'ta Van Gogh'un resimleri ile beraber yayımlanmış. Yazar önsözü şöyle bitiriyor:
"Bu nedenle, bu notlara eşlik etmek üzere, onun kendi portrelerinden (birçoğu pek az bilinen) otuz kadarını seçtim. Ama, sanırım, onun yaşamından ve yapıtlarından esinlenen bu sözcüklere eşlik eden bu resimler değil; tam tersine, benim küçük sözcüklerim (hem kendisi hem başkası olan) bu büyük portrelere eşlik ediyor. 
Edebildiğince."
Kitabın anlatımı ne düzyazı, ne de şiir. İkisinin arasında bir ritme sahip olan cümleler, elli ayrı başlık altında Van Gogh'tan bahsediyor. Van Gogh'un renklerle ilişkisi, yeteneği, bunalımı, yalnızlığı... Sonra, Van Gogh'a ağlıyorum diye şaşırıyorsunuz. Bu adamın 37 yaşında ölmesi bile tek başına koca bir trajedi; hem kendisi için, hem sanatın ilerleyişi için. Tabi ağlarım! Neyse, ne diyorduk? Dümdüz bir biyografi yerine, ressamın hayatından parçaları lirik bir dille anlatıyor kitap. Van Gogh'un kısa vaizlik dönemine, konuşma yeteneği olmadığı için son verildiğini söylüyor. Kim bilir nasıl konuşuyor, neler anlatıyordu da, resimlerini anlamadıkları gibi, söylediklerini de anlamadılar.
"Ne o konuşma biçimini, ne o resim biçimini biliyordu Van Gogh. Çok şükür ki bilmiyordu. Çünkü başkalarının diliyle konuşarak sanatçı olunmaz. Bilineni yinelemek neye yarar? Hattâ, bilineni yenilemek neye yarar?"
İki bölüme ayrılan kitabın ilk yarısı Ferit Edgü'nün kaleminden çıkan yazılar, ikinci yarısında ise Van Gogh'un 1886 ve 1889 arasında yaptığı otuz ayrı otoportresi var. Van Gogh Yüz Yıl Sonra'yı çok büyük keyif alarak okudum ve resimlerini izledim ama götürüp kitapçıma iade etmek zorunda kaldım; çünkü Faruk Bey başka bir müşterisi için ayırmış bu kitabı. Satın alamayacağım için çok üzüldüm, sonra internete biraz bakındım ve üzüntüm yok oldu. Kitap, Ada Yayınlarından sonra Sel Yayınevi tarafından tekrar basılmış ve çevrimiçi kitapçılarda bulunabiliyor. Kitap alma orucumu bozar bozmaz bir kopyasını alacağım. Sanat tarihi ile ilgilenenlere ve Van Gogh sevenlere de mutlaka okumalarını öneririm. Vincent and the Doctor'ı da izlemenizi önermeden geçemeyeceğim!