Dune
Frank Herbert
Çeviren: Dost Körpe
Kabalcı Yayınevi
Şubat 2008 (1. basım)
638 sayfa
Dune serisini 3-4 yıl kadar önce aldım, kitaplığıma dizdim; kocaman bir diziye başlamak gözümü korkuttuğu için okumayı sürekli erteledim. Sonuç: Yıl oldu 2015, ben daha yeni başlıyorum. Seriyi peş peşe okumak yerine aralarda bilim kurgu olmayan kitaplar okumaya karar verdim. Üstelik bitmeyen seri yapmışlar! Bende yalnızca ilk beş kitap var, en azından Rahibeler Meclisi'ni bir an önce almam lazım; devam serilerini ilerleyen yıllarda okusam da olur sanırım. Star Wars ve Vakıf'ta olduğu gibi yapım/yazım sırasıyla okumak istiyorum kitapları; öylesi daha keyifli. Bakalım kaç yılda bitireceğim...
Kitabın çevirisi, bilim kurgu çevirilerini çok beğendiğim Dost Körpe'ye ait ve yine beğendim. Son okuma ve editörlük için ise aynı şeyi söyleyemiyorum çünkü Kabalcı'nın bir kitabında 'yalnızca' yerine YANLIZCA yazılması hoş değil. Yok artık.
Frank Herbert, kocaman bir evren yaratmış bu romanında. Galaksiyi yöneten merkezî imparatorluk, gezegen valileri, dükler, lordlar, baronlar, paralı askerler ve fakir halk. Avrupa'nın asalet sistemini gezegenlerarası sisteme dağıtmış. Caladan adlı gezegende başlayan roman, bu gezegenin yöneticisi Dük Leto'nun çöl gezegeni Arrakis'e yönetici olması ile başlıyor. Dük Leto Atreides'in oğlu Paul, Paul'un annesi Jessica (bir Bene Gesserit rahibesi), eğitmenleri, eski Arrakis yöneticisi Baron Harkonnen, korkutucu bakışları ile bir Rahibe Ana, insan bilgisayar denen mentatlar, çöl halkı Fremenler... Entrikalarla dolu politik ve ekonomik çekişmelerin arasında, veliaht Paul Atreides'in büyümesini izliyoruz.
"Din ile siyaset aynı arabada gittiğinde, sürücüler karşılarında hiçbir şeyin duramayacağını sanır. Dümdüz gider, giderek hızlanırlar. Engelleri tamamen göz ardı ederler ve körlemesine giden uçurumları çok geç fark edeceğini de unuturlar."
Dük Leto, Arrakis'e giderken kendisi için hazırlanan bir tuzağın içine doğru ilerlediğini bilse de, bu gezegeni odalığı Leydi Jessica'ya ve oğulları Paul'a sevecekleri bir yuva haline getirme hayaliyle gidiyor. Arrakis, Melanj denen kıymetli baharatın bulunduğu tek gezegen ve baharatı kontrol edenler tüm imparatorluğu da kontrol edebilecek konuma geliyor. Gezegenin yerel halkı Fremenler hakkında okurken "Çeçenler bunlar ya!" dedim kendi kendime; inanç sistemleri, gerilla yöntemleri ile Çeçen olduklarına epeyce ikna oldum ben. Ama sonra Dune'daki alegoriler ile ilgili bir şeyler okudum, meğer Orta Doğu halklarını temsil ediyorlarmış. Yeterince yaklaşmışım yine de... Fremenler, bir Bene Gesserit'ten doğan bir erkek çocuğunun dünyalarına geleceğine ve kurtarıcı peygamberleri olacağına inanıyorlar. Annesinden aldığı Bene Gesserit eğitimi, babası ve adamlarından öğrendiği dövüş teknikleri, keskin zekası ile Paul, beklenen Mehdî olabilir mi?
Kitap hakkında yazılması gereken çok fazla şey var. Bene Gesseritler kimdir, dertleri nedir? Kumsolucanı denen devasa yaratıklar ne menem şeylerdir? Fremenler çölün derinliklerinde ne karıştırıyorlar? Fakat bütün bunları anlatmak için sayfalarca yazmam gerekir, üstelik o sayfaları açıklamak için de kitabın sonundaki sözlükten birkaç maddeyi buraya aktarmam gerekir. Evet, kitabın sonunda, yazarın neden bahsettiğini daha iyi anlamamızı sağlayan bir mini sözlük var. Çünkü Frank Herbert yalnızca bir gezegenler sistemi değil, yeni bir terminoloji de yaratmış.
Dune serisi, ilk kitabıyla Vakıf'ı anımsattı bana. Yazarın muazzam detaylarla donattığı gelecek, sembolizm dolu tasvirler, hile içinde hile içinde hile... Dune'a başlamak için benim gibi yıllarca beklediyseniz eğer, yapmayın. Hemen okuyun.






