17 Ocak 2013

Kurmaca Alıştırmaları


Kurmaca Alıştırmaları
Gökdemir İhsan
*Sel Yayıncılık
Eylül 2010 (1. basım)
159 sayfa


Gökdemir İhsan'ın Kurmaca Alıştırmaları'nı çok sevdim! Kitabın önsözü, az uyuyup çok okumaktan beyni kurumuş, aklını yitirmiş bir adamı anlatarak başlıyor. Bir de, okumadığım bir kitaptan, Raymond Queneau'nun Exercices de Style adlı kitabından bahsediyor. Gökdemir İhsan, Queneau'nun oyununa katılıyor diyor, önsözü yazan Armağan Ekici.

Çok fazla detay verirsem kitabın tadı kaçar diye korkuyorum, o yüzden iki kelam edip bırakayım. Basit bir iskeletin üzerine çeşit çeşit malzeme dokumuş İhsan; kitabın başında "sıkılırım ben bundan" derken, her yeni parçada daha çok keyif verdi bana. Alınız, okuyunuz.

15 Ocak 2013

İstiridye Çocuğun Hüzünlü Ölümü


İstiridye Çocuğun Hüzünlü Ölümü ve Diğer Öyküler - The Melancholy Death of Oyster Boy & Other Stories
Tim Burton
Çeviren: Artemis Günebakanlı
Altıkırkbeş Yayın
Kasım 2011
128 sayfa

Tim Burton filmlerini severim, arada bir dönüp Beetle Juice ya da Edward Scissorhands izlerim hatta. Dolayısıyla, Ankara Kitap Fuarı'nda İstiridye Çocuğun Hüzünlü Ölümü (ve diğer hikayeler)'i bulunca hemen aldım. Daha önce de söylemiştim, kitap satın almadan önce arka kapağını okumamayı tercih edebiliyorum; sayfalarını kurcalamadığım da oluyor. Bu kitabı da aynı şekilde, sadece yazarına bakarak aldım.

Selin (yani yeğenim) benden önce okudu İstiridye Çocuğun Hüzünlü Ölümü'nü ve ışık hızıyla bitirdi kitabı. "Nasıl yani?" dediğimde "Abla kitabın içine baktın mı?" diyerek, sorumu soruyla cevapladı! Kitapta 23 tane minicik öykü ve pek güzel çizimler var. Mumya Çocuk, Yatağa Dönüşen Kız, kitaba adını veren İstiridye Çocuk gibi çok sevimli de karakterler var öykülerde. Kitaplıkta bulunmalı, arada bir göz atıp keyiflenmek için kullanılmalı. Kısa film tadında bir kitap olmuş.

13 Ocak 2013

Dup Dup Çedene

İki yazı önce 10 kitaplık bir liste oluşturmuştum, Ocak ayı sonuna kadar okunmak üzere. Bu listedeki kitaplardan altı tanesini okudum, önümüzdeki 18 gün içinde diğer dördünü de tamamlamayı umuyorum. Bu süre boyunca hiç yeni kitap almadım, arada sırada girdiğim kitapçılarda aklım çelinse de kendimi durdurmayı başardım. (Bunun için tebrikleri hak ediyorum bence) Fakat, kendime güvenmediğim için hiç sahafa girmedim, sahaflarda bulduğum kitapları tekrar bulma olasılığı az olduğundan, almak zorunda kalıyorum.

Blogumu da ihmal ettim bu arada. Hafif bir suçluluk hissetmiyor değilim ama gerekçelerim vardı. Öncelikle; kesintisiz okumayı özlemişim, bir kitabı bitirir bitirmez bambaşka bir kitaba geçmek keyifli oluyor. Bir de, zaman zaman işlerim çok yoğunlaştı, normal saatlerimin dışında çalışmam gerekti, dolayısıyla istesem de bloga zaman ayıramadığım dönemler oldu.

Şimdi, listedeki altı kitabım ve liste öncesinden kalan bir kitap; toplamda bahsetmek istediğim yedi kitap beni bekliyor. Bilgisayarın yanında çok sevimli bir yığın oluşturdular, o yığınla birlikte yazma işi de gözümde büyüdü. Öyle ki, kitapların hepsini tek bir yazıda anlatmayı düşündüm, sonra bunun haksızlık olacağına karar verdim. Bugün kitapların birinden bahsedeyim, diğerlerini de yavaş yavaş tamamlarım. (Ama Agatha Christie kitabını atlayabilirim, yazmama pek gerek yok bence.)

Listelerimizi güncelleyeyim:

Ben şunları okudum: 
- Evdeki Korku, Agatha Christie
- İstiridye Çocuğun Hüzünlü Ölümü, Tim Burton
- Momo, Michael Ende
- Ozan Beedle'ın Hikayeleri, J.K. Rowling
- Kurmaca Alıştırmaları, Gökdemir İhsan
- Gölgesizler, Hasan Ali Toptaş

Selin'in okudukları da bunlar:
- Uzay Elbisemle Yolculuğa Hazırım, Robert A. Heinlein
- Ölünün Aynası, Agatha Christie
- Doktor Kim ve Gizli Silah, Malcolm Hulke
- İstiridye Çocuğun Hüzünlü Ölümü, Tim Burton


Dup Dup Çedene
Atilla Atalay
İletişim Yayınları
1999 (3. basım) 
192 sayfa

Dup Dup Çedene'yi listemi hazırlamadan önce okudum. Atilla Atalay, en sevdiğim mizah yazarlarından biri ama artık kitaplarının baskısı bulunmuyor ve eksiklerimi tamamlamakta zorlanıyorum. Bu kitabı Çağlar Kitabevi'nde bulduğumda çok sevinmiştim, üstelik içinde Sıdıka öyküleri de var! Sıdıka'ya bayılırım. Sıdıka okumayı, Sıdıka izlemeye tercih ederim ama Atalay kitaplarının en sevdiğim yeri son bölümleri olur hep. Dup Dup Çedene; diğer Atilla Atalay kitapları gibi önce mizah öyküleriyle ilerliyor, hafif mizah kaplaması altındaki çok duygusal öykülerle sona eriyor. 

Kitap, sırasıyla Derin Bir Aşk Hikayesi, Manyaklaşım Sürecinde Türk Ailesi, Sıdıka ve Dup Dup Çedene bölümlerinden oluşmuş. En keyif aldığım yere doğru adım adım ilerliyor. Tüm Atalay kitapları gibi, burada da en sevdiğim öyküler son bölümdeydi. Uzun zamandır mizah dergisi almıyorum, uzun zamandır Atilla Atalay'ın yazılarını da okumamıştım. Dolayısıyla bu kitaptan çok keyif aldım, çok özlemişim.

26 Aralık 2012

Yer Açın! Yer Açın!


Yer Açın! Yer Açın! - Make Room! Make Room!
Harry Harrison
Çeviren: İrma Dolanoğlu
Metis Yayınları
Temmuz 1996 (1. basım)
218 sayfa

Isaac Asimov, gelecek öngörülerinden bahsettiği kimi makalelerinde, kontrolsüz nüfus artışının tehlikelerine de değinir. Doğal enerji kaynakları azalır ve fosil yakıtların yenilenme hızı, bizim tüketme hızımıza yetişemezken dünya nüfusunun sürekli çoğalması hiçbir senaryoda olumlu sonuç getiremez.

Idiocracy adlı film ise, nüfus artışına farklı bir yandan yaklaşıyordu. Ortalama zeka seviyesinin sürekli düşmesi sonucu (ki Asimov bundan da bahseder) ortaya çıkan toplumun parodisidir.

Bahsettiğim iki örnekten, Asimov'un makaleleri çok olası ve korkutucu gözükmüştü bana. Film ise eğlencelik diyelim, geçelim. "Yer Açın! Yer Açın!" da, kontrolsüz nüfus artışı sonucu oluşan bir geleceği anlatıyor. İlk kez 1966'da yayımlanan roman, 1999 yılının sonlarında geçiyor. Bizim için "geçmiş" olsa da henüz gerçekleşmeyen hikayeyi hala gelecekte yaşanacak sayabiliriz. Romandan bahsetmeye başlamadan önce şunu da söylemek istiyorum, kapakta Bosch'un tablolarını kullanmalarına bayıldım!
Harry Harrison'ın romanı, eski ABD başkanı Eisenhower'ın bir sözüyle başlıyor:
"Bu hükümetin programında... Ben burada olduğum sürece... Doğum kontrol problemiyle ilgili politik bir doktrin bulunmayacaktır. Bu bizim işimiz değildir."
Nüfus artışının kontrol edilmediği dünyada, çok kalabalık New York eyaletinde geçiyor roman. New York'un nüfusu 35 milyona ulaşmış. -Google'dan edindiğim bilgi diyor ki, Temmuz 2011 itibarı ile New York'un nüfusu 19.465.197 kişi imiş.- Su kısıtlı, petrol tükenmiş, tarım alanları yok denecek kadar azalmış, her yerde çok fazla insan var. 

Kalabalık ortamlardan bulduğu ilk fırsatta kaçan, başka insanlarla fazla vakit geçirince bir süre yalnız kalmak isteyen biri için (kendimden bahsediyorum tabii ki) kitapta oluşturulan atmosfer çok korkunç. Her yerde çok fazla insan var! Her neyse, işte böyle bir dünyayı okuyoruz romanda. Bir polis memuru, genç bir kadın, "dünyanın kalabalık olmadığı zamanlar"ı hatırlayan yaşlı bir adam, bir de 16 yaşındaki Billy etrafında kurgulanıyor olaylar.
"Hayatım, tıp tarihinin kendisi tabiat kanununu çiğnemek demek. Kilise -hem Protestan hem de Katolik Kilisesi- anestezi kullanımını durdurmaya çalıştı çünkü bir kadının doğum yaparken acı çekmesi tabiat kanunuydu. İnsanların hastalıktan ölmesi de tabiat kanunuydu. Vücudun kesilip açılmaması ve tamir edilmemesi de tabiat kanunu."
Dünyada hemen hemen her yerin, kaldırabileceğinden çok daha fazla insanla dolu olması bir yana; petrolün yokluğu, anormal iklim koşulları ve besin kıtlığı insanların taşınmasını da imkansız hale getiriyor ve neredeyse hiç kimse doğduğu şehirden pek uzağa gidemiyor. Yine de, bu karanlık distopyada aklı başında insanlar var:
"Hayır, ben insan ırkından umudu kesmedim. Onlara hiç anlatılmadı ki, çoğu hayvan gibi doğup hayvan gibi öldü. Ben eşşekkafalı politikacıları ve sözde halk liderlerini suçluyorum; bu konudan devamlı kaçındılar, örtbas ettiler çünkü tartışmalı bir konuydu - canı cehenneme dediler, etkisini gösterene kadar yıllar geçer, benden sonra gelecekler düşünsün. Böylece insanoğlu bir asır içinde, birikmesi milyonlarca yıl süren yeryüzü kaynaklarını sildi süpürdü ve üst kademede hiç kimse buna aldırış etmedi, onları uyarmaya çalışan sesleri dinlemedi, bıraktılar fazla üretelim ve fazla tüketelim; şimdi de petrol bitti, toprağın humus tabakası eridi gitti, ağaçlar kesildi, hayvanların soyu tükendi, yeryüzü zehirlendi, bütün bunların karşılığında elimizde ne var, geri kalan kırıntılar için savaş eden yedi milyar insan, sefil bir hayat süren ve hâlâ kontrolsüz bir şekilde üreyen insanlar. Onun için ayağa kalkıp bir şeyler söyleme zamanı geldi bence."
Sevgili bilimkurguseverler, bu kitabı okunacaklar listenize mutlaka ekleyin. Ben çok sevdim.

16 Aralık 2012

Uzay Elbisemle Yolculuğa Hazırım



Uzay Elbisemle Yolculuğa Hazırım - Have Space Suit- Will Travel
Robert A. Heinlein
Çeviren: Sönmez Güven
Metis Yayınları
Aralık 1997 (1. basım)
243 sayfa

Robert A. Heinlein'ın keyifli kitabı Uzay Elbisemle Yolcuğula Hazırım (Pınar'ın dediği üzere) "young adult sci-fi" alt türüne dahil, eğlencelik  bir kitap. Ay'a gitmek isteyen ama bunun için imkanı olmayan genç Clifford (Kip) Russell'ın günlük hayatı ile başlıyor roman. Sonra, bir sabun markasının yarışmasına katılıyor. Yarışmanın büyük ödülü bedava ay yolculuğu, Kip bunu kazanamıyor ama teselli ödülü olarak gerçek bir uzay elbisesi kazanıyor.

Bir uzay görevinde kullanılmış olan elbisesinin bakımını yapıp, sorunsuz işler hale getiriyor; yeni parçalar ekliyor. Ve bir gece uzay elbisesini giyip bahçede dolaşırken uzaylılarla karşılaşıyor!

Romanın bu kadarını anlatayım, gerisini okurken öğrenin bence. Pınar bu kitabı pek sevmemiş, ben sevdim. Heinlein'ın hafif mizahı, Douglas Noel Adams'ı anımsatmadı değil; uzay elbisesinin detaylı bir betimlemesini okumak da fena gelmedi. Ama elbisenin içinde burnu kaşınırsa ne yapacağını yazmamış Heinlein. Şimdi bu kitabı 17 yaşındaki yeğenime okutacağım.

Hah, evet. Az önce yeğenimle birlikte oturup kitaplara baktık, baktık, baktık. Okunacak çok kitap birikmiş dedik. Ocak sonuna kadar, 6 hafta içerisinde okumak üzere on kitap bana, on kitap yeğenime seçtik, arada çakışmalar var tabii. Bakalım ne kadarını okuyabileceğiz.

Selin'in listesi:
  • Galaksi Şeytanları, Isaac Asimov
  • Uzay Elbisemle Yolculuğa Hazırım, Robert A. Heinlein
  • Evdeki Korku, Agatha Christie
  • Ölümün Sıcak Eli, Agatha Christie
  • Ölünün Aynası, Agatha Christie
  • Doktor Kim ve Gizli Silah, Malcolm Hulke
  • Yıldız Gemisi, Brian W. Aldiss
  • İnsanlar Neden Saçma Şeylere İnanır, Michael Shermer
  • İstiridye Çocuğun Hüzünlü Ölümü, Tim Burton
  • Gümüş Şimşek, Sir Arthur Conan Doyle
* Asimov, Heinlein ve Aldiss'i zorla ben ekledim listeye. Selin'den bir bilimkurgusever çıkacak, biliyorum!

Benim listem:
  • Doktor Kim ve Gizli Silah, Malcolm Hulke
  • Evdeki Korku, Agatha Christie
  • Bu Ölümsüz, Roger Zelazny
  • Ozan Beedle'ın Hikayeleri, J.K. Rowling
  • Kobaylar Kampı, Thomas Disch
  • İnsanlar Neden Saçma Şeylere İnanır, Michael Shermer
  • Gölgesizler, Hasan Ali Toptaş
  • Momo, Michael Ende
  • Kurmaca Alıştırmaları, Gökdemir İhsan
  • İstiridye Çocuğun Hüzünlü Ölümü, Tim Burton
Listelerimizi buraya da yazdım ki, kendimi sorumlu hissedeyim, biraz düzenli okuyayım. Haydi bakalım...