kuşkuculuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kuşkuculuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Kasım 2013

İnsanlar Neden Saçma Şeylere İnanır -2-


İnsanlar Neden Saçma Şeylere İnanır - Why People Believe Weird Things
Michael Shermer
Çeviren: Zeynep Reyhan Koç
Altın Bilek Yayınları
Haziran 2007 (1. basım)
542 sayfa (Bibliyografya ve dizin ile birlikte 615 sayfa)

Aylar önce (utanmasam bir yıl olacakmış) başlayıp yarım bıraktığım bu kitabı bitirdim dün. Şubat ayında, henüz kitabın yarısına gelmeden önce yazdığım kısa bir değerlendirme var aslında. Ama kitabı bitirmişken yine bir bahsedeyim istedim.

Bilimsel kuşkuculuğu yücelten ve bir kuşkucu olan Michael Shermer'ın kitabı akademik alıntıları, bölümlere ayrılmış incelemeleri ve fikirleriyle okunması gereken ve içeriğini çok sevdiğim bir kitap ama yine de okuyup bitirmek zor oldu benim için. Bölümleri ayrı ayrı zamanlarda okumak daha iyi bir okuma yapmayı sağlayabilir sanırım.

Kitap bilim ve kuşkuculuk konusunu anlatarak başlıyor, sahte bilim ve batıl inançlara değiniyor, evrim/yaratılışçılık, tarih/sahte tarih, uzaylılar tarafından kaçırılan insanlar gibi konuları inceleyerek devam ediyor ve sonunda "akıllı insanlar neden saçma şeylere inanırlar?" sorusunu cevaplamaya çalışıyor.
"Nadiren herhangi birimiz bir masa dolusu gerçeğin önüne otururuz, artı ve eksilerini değerlendiririz ve daha önce inandığımız şeyden bağımsız olarak en mantıklı ve akla uygun olan inancı seçeriz. (...) Sonra bilgi kütlesini sıralarız ve zaten inandığımız şeyleri en çok onaylayanları seçeriz ve onaylamayanları görmezden gelir ya da bahane buluruz."

15 Şubat 2013

İnsanlar Neden Saçma Şeylere İnanır


İnsanlar Neden Saçma Şeylere İnanır - Why People Believe Weird Things
Michael Shermer
Çeviren: Zeynep Reyhan Koç
Altın Bilek Yayınları
Haziran 2007 (1. basım)
542 sayfa (Bibliyografya ve dizin ile birlikte 615 sayfa)
 
"İnsanlar Neden Saçma Şeylere İnanır" yaklaşık 20 gündür benimle geziyor. Büyükçe de bir kitap olduğundan, epey zorladı beni, toplu taşımada okunmaya pek uygun değil. 615 sayfalık kitabın ancak üçte birini okuyabildim henüz. Ama yakın zamanda "eeaah" deyip yarım bırakacakmışım gibi gelmeye başladığı için, şimdiden kitapla ilgili bir şeyler yazayım istedim.

Michael Shermer bir "kuşkucu." Bu kitapta da, bilim ve sahte bilim, inanışlar, batıl inançlar hakkında yazıları var. İyi bilgiler veren ve 'peki sizin anlattıklarınıza neden inanalım?' sorusuna "inanmayın. araştırın!" diye cevap veren yazarı çok sevdim aslında. Fakat okumakta zorlanmaya başladım artık.

Kitabın okuduğum kadarında, önce bilimden ve kuşkuculuktan bahsediyor yazar, bilimi sahte bilimden ayıran değerleri anlatıyor. Medyumlardan, gelecekten haber vermekten, batıl inançlardan, bedendışı bilinç deneyimlerinden ve bütün bunların nasıl sahte kanıtlara sahip olduğundan bahsediyor. İflah olmaz bir doğaüstüne inanmayan olarak, severek okudum bu bölümleri. Cin hikayeleriyle dalga geçip, 'alien abduction' hikayelerine "uzaylıların işi yok, sizi mi kaçıracak" derken; beni bilimle destekleyen bu kitabı bulmak hoşuma gitti.

İnançların adalet, sonsuz ödül vaadine; dolayısıyla sunduğu ümide karşılık şöyle diyor yazar:
"Böylece ümit, sadece tinselciler, dinciler, Yeni Çağcılar ve medyumlar için değil aynı zamanda materyalistler, ateistler, bilim adamları ve hatta kuşkucular için de sonsuza kadar sürer. Farklılık, ümidi bulduğumuz yerdedir. İlk grup, bilimi ve uygun olduğunda mantıklılığı kullanır ve uygun olmadıklarında onları atar."
Ayrıca, Asimov'un makalelerinde bahsettiği, Yer Açın! Yer Açın!'da distopik biçimde ele alınan nüfus artışına değiniyor:
"Tıptaki ilerlemeler bizim, atalarımızın sadece 150 yıl önce yaşadığından iki misli daha fazla yaşamamızı sağlar ve şimdi bizim buna uygun bir üretim fazlası çözümümüz olmaksızın, potansiyel bir yok edici nüfus fazlası sorunumuz var. (...) Bilimsel ve teknolojik gelişmemiz tarihte ilk defa bize, kendi türümüzün yok edilmesine neden olan birçok yöntem vermiştir."
Yazarın anlattıklarını ne kadar sevsem de, okumakta zorlanıyorum bu kitabı. Yarım bırakmamak için çabalıyorum, çeviri kötü değil ama arada gözüme çarpan dizgi hatalarına takılıp kalıyorum. (Örneğin, yukarıdaki alıntıda geçen "birçok" ayrı yazıyor kitapta ve ben buna sinirleniyorum.)

Son olarak okuduğum bölümler, geçen aylarda haberlerde yer bulan "evlerinde yüzlerce yangın çıkan aile" haberini de hatırlattı bana. Haber sitelerinde görmüş olmalısınız, içlerinde bir ilahiyatçının da bulunduğu bir akademisyen grubu olayı araştırıp metafizik bir durum olmadığını açıkladılar birkaç gün önce. Bu olayla ilgili okuduklarımdan, Kaan Öztürk'ün yazısı paylaşmaya ve tekrar okunmaya değer olduğu için buraya ekliyorum: İn misin cin misin?

Ve yine burada okuduğum Yaşar Nuri Öztürk alıntısıyla bu yazıyı bitirmek istiyorum.
"Cin min nerede? Herkes bulmuş ucuzu, sıkıştı mı, cin. Bilim adamlarını dinlemek lâzım."