29 Ocak 2018

Anlatış


Anlatış - The Telling
Ursula K. Le Guin
Çeviren: Kemal Baran Özbek
İthaki Yayınları
Eylül 2017 (1. basım)
282 sayfa

Bir sabah uyandım, daha hava aydınlanmamıştı ve kalkıp işe gitmem gerekiyordu. Kendime gelene kadar beş dakika Facebook'a bakacak zamanım vardı. Telefonu aldım, alarmı susturdum, Facebook'u açtım ve en üstte Kayıp Rıhtım'ın "Ursula K. Le Guin Aramızdan Ayrıldı" başlıklı haberini gördüm. Kalktım. Elektrikler kesikti. Kafam karanlık, ev karanlık, dışarısı karanlık; nasıl hazırlandım, işe nasıl gittim, dışarıdan nasıl gözüküyordum hiçbir fikrim yok. Çantamda günlerdir benimle her yere gelen Anlatış vardı. Keşke Ulu Ursula daha uzun yıllar sağlıkla yaşasaydı; daha çok romanlar, öyküler yazsaydı ve biz de hepsini okusaydık. Ama nedense, öldüğü sırada bir Ursula kitabını okuyor olmak kendimi daha iyi hissetmeme neden oldu. Hazal'ın söylediği gibi, onun yaşadığı bu döneme denk gelebilmiş olmak büyük lütuf.

Anlatış, Hainish Cycle/Hainli Döngüsü kitaplarından biri. Bu kitapları hangi sırada okumak gerektiğini, birbirleriyle olan bağlantılarını falan hiç araştırmadım, hep bu tembelliğim yüzünden. Goodreads'e baktım, okuduğum Ursula kitapları arasında Mülksüzler, Dünyaya Orman Denir ve Rocannon'un Dünyası da aynı diziye ait kitaplarmış. Hepsini başka başka zamanlarda okudum, hepsi (belli ki) bir şekilde bağlantılı ama kafamda bu konuda hiçbir şey yok. Bomboş. Sadece bütün bu kitapları severek okuduğumu hatırlıyorum. O yüzden, doğruluğundan emin olmadığım bağlantılar kurmaya çalışmadan, tek başına bir kitap olarak Anlatış'tan bahsedeceğim.

Kitap Sutty ile başlıyor, Dünya'ya dönüyor (bunun çeviri hatası olup olmadığından emin değilim ama Sutty dünyaya fiziksel olarak dönmüyor aslında, manevi dönüş burada bahsedilen) ve Teyzecik'i, Hurree Amca'yı, Vancouver'ı hatırlıyor. Bir elçi ve tarihçi olan Sutty, Aka adlı gezegende görevlendirilmiş; gezegenin geçmişini, geleneklerini, tarihini kaydetmesi gerekiyor fakat bu gezegende geçmiş yok. Tamamen şirketleşen ve kapitalizmin hüküm sürdüğü gezegende kitaplar, masallar, tapınaklar... bütün geçmiş yok edilmiş. Sutty dinin yok edildiği, despotluğun teknoloji ve üretimle geldiği bu tuhaf yerde, belgelemek ve kaydetmek üzere eski inançları, eski kültürü arıyor. Ve Sutty'nin kendi geçmişi, Aka'nın geçmişinin hem zıddı hem paraleli. Tekçi, homofobik ve baskıcı bir dinin yönetime el koyduğu dünyasından kaçıp buralara kadar gelmiş. Ve bu iki ucu güzelce açıklıyor:
"Oysa hepsi samimi anlamda inanç sahibiydi, iki taraf da. Din tanımayan teröristler ile tapınmadan duramayan teröristler; aralarında ne fark vardı ki?"
Şirket kontrolü altında yaşadığı ve araştırmasında ilerleyemediği Dovza kentinden ayrılıp Okzat-Ozkat (yoksa Ozkat-Okzat mıydı?) adlı küçük bir şehre gitmesine izin verildiğinde kitap da esas konuya hızla giriyor. Okzat-Ozkat, bir söylentiye göre "bağnaz bir mezhebin" yaşadığı yer. "Yasaklanmış bir dinin gizli saklı bir yaşam süren kalıntıları olmaları kuvvetle muhtemel." Sutty, peşinde şirket-devletin bir İzlemcisi ile birlikte, uzun bir nehir yolculuğunun ardından buraya gidiyor. İnsanlarla konuşmaya, yasaklanmış ve yok edilmiş ne varsa onları aramaya başlıyor.

Burada Mazları buluyor, Okzat-Ozkatlıların hikâye anlatıcıları, bilgeleri. Her Maz'ın kendine özgü bir uzmanlığı, en iyi anlattığı hikâyeleri var. Mazların en önemli amacı da bu zaten, tamamına "Anlatış" dedikleri bir felsefeyi (ya da inancı, inanışı) bıkmadan usanmadan, tekrar tekrar anlatmak ve aktarmak. Bu anlatışın bir tanrısı da yok.
"Kullarını mükâfatlandıracak ya da cezalandıracak, haksızlığı haklı çıkaracak, gaddarlığı emretmekle kalmayıp üstüne bir de takdir edecek, tebaasına kurtuluş yolu sunacak ebedi bir baba figürüne rastlanmaz. Sonsuzluk onların gözünde bir son nokta değil, bir sürekliliktir. Maddesellik ya da ruhsallık arasındaki temel ayrım, iki ayrı şeyin tekmiş gibi algılanabilmesi veya bir şeyin iki farklı görünüş taşıyabilmesi kadardır."
Sutty Anlatış'ı anlama ve kaydetme çabasıyla, öğrendikçe daha da meraklanarak uzun bir yolculuğa çıkıyor. Bu yolculuğu anlatmayacağım, kitabı okuyun bence.

Fahrenheit 451'de kitaplar eğlence ve mutluluk için yasaklanmıştı. Damızlık Kızın Öyküsü'nde, totaliter dinci yönetim tarafından yasaklanmıştı. Anlatış'ta ise kitaplar üretim ve verimliliği arttırmak için yasaklanıyor. Çok sevdiğim üç kitapta, bu kadar farklı ama yine de aynı olan yasaklar aslında tam da Anlatış'ın anlattığı şey. Anlatış'ı okumak yer yer zor çünkü dümdüz bir roman değil. Yazarın siyasi bakışı, feminizmi, felsefesi her bir satıra işlemiş. Başta demiştim ya, bu kitabın Hainish Cycle'ın neresinde durduğunu bilmiyorum ama Ursula'nın kitapları okudukça içimize öyle işliyor ki, bilincimin hemen kenarında birleşiyor hepsi. Dünyaya Orman Denir ve Anlatış'ın aynı felsefeyi paylaştıklarını ve bende benzer etki bıraktıklarını hatırlıyorum. Bazen yorulsam da severek okudum Anlatış'ı. Bence siz de okuyun.

1 yorum:

  1. merhaba,
    Öncelikle Le Guin in vefatı sebebiyle baş sağlığı dileklerimin kabulünü dilerim. Kendisiyle henüz müşerref olamadım ama, bu tatsız vesile, benim kendisinin kült kitaplarını okumamı sağlayabilir.(In memoriam)
    Gerek genel, gerekse özelimde hayatın getirdiği bazı keyifsizlikler sebebiyle okumaya fazla konsantre değilim şu aralar. Kitaplar önümde yığılı bana bakıyor.
    Sanırım havamı değiştirecek yeni bir yazar veya yeni bir eser karşıma çıksın istiyorum. Listelere bakıyorum, heyecan duyamıyorum.
    Umarım sizin için her şey yolundadır, her şeye rağmen...Nede olsa"Dünya bir Ormandır" değil mi? Bizler de yolumuzu bulmaya çalışıyoruz.
    Neyse, okumaya zaman ayırmanıza sevindim. Blog'un yakınında olduğunuzu bilmek sevindirici.
    Mutluluklar, iyi okumalar.
    ankaralıkitapkurdu


    YanıtlaSil