9 Şubat 2012

Gülün Günlüğü


Gülün Günlüğü - The Wind's Twelve Quarters/The Compass Rose
Ursula K. LeGuin
Çeviren: Ümit Altuğ
Ayrıntı Yayınları
Mart 1992 (1. basım)
170 sayfa

İki gün önce kitaplardan bahsederken, fazla kitap okumayan bir arkadaşım dedi ki, Mülksüzler'i okumuş, hiçbir şey anlamamış. Hem kitaplara, hem sosyalbilim-kurgu'ya uzak biri için normal olduğunu düşündüm. Tam da, Gülün Günlüğü'nü okuyordum, bu kitabı önerdim "böyle bir şeylerle başla madem LeGuin okumaya" dedim.

Gülün Günlüğü, Ursula K. LeGuin'in öykü derlemelerinden biri, on iki tane öykü var kitapta, hepsi birbirinden güzel! İlk öykü olan "Omelas'ı Bırakıp Gidenler"de olabilecek en mutlu,  huzurlu, coşkulu kenti anlatmış LeGuin. Fakat, burada yaşayanların kesintisiz mutluluğu için, küçük bir çocuğun sürekli yalnız, mutsuz ve perişan olması gerekiyor. Omelas'ta yaşayanların tamamı bu çocuğun varlığını biliyorlar. İşte bu insanları anlatıyor öyküde. Acının entelektüel görüntüsünden bahsediyor. 
"Sanatçının ihaneti bu: Kötülüğün sıradan ve acının müthiş sıkıcı olabileceğini bir türlü kabul edememek. ... Oysa, acıyı yüceltmek sevinci lanetlemektir, şiddeti kucaklamak bütün diğer şeyleri elden kaçırmaktır."
Devrimden Önceki Gün, Omelas'ı bırakıp gidenlerden biri hakkında ve Mülksüzler'den önceki bir dönemde geçiyor; devrim için çok çalışan yaşlı bir kadını anlatıyor.

Üçüncü öykünün adı Yeni Atlantis. Katı kurallarla yaşayan bir toplumu anlatırken, bir yandan da masalsı bir karanlık-aydınlık-zaman-sonsuzluk hikayesi işliyor öykü. 

Dördüncü öykü "Kazazede Bir Yabancının Derb Kadanh'ına Sunduğu İlk Rapordur" başlıklı. Dünyayı betimlemeye çalışan bir adamın sözlerini okuyoruz. Dünyanın galaksinin neresinde, hangi güneşin yörüngesinde, ne kadar zamandır dönmekte olduğunu anlatmak yerine; büyük halasını, çiçeklerin kokusunu anlatırsa daha iyi olacağını düşünüyor. Sonunda, diğer şehirlere benzemeyen bir şehri, Venedik'i anlatıyor.

Bütün öyküleri tek tek anlatmaya kalkıştım fakat, ben yazarken bile sıkıldıysam, öyküler hakkında kısa cümleler okumak da pek keyifli olmamalı. Yani, vazgeçtim! İlk dört öykü hakkında yazdıklarımı silmek istemiyorum, onlar dursun. Geri kalanını tek tek anlatmak yerine çok sevdiğim iki öyküden bahsedeyim.

Arzunun Patikaları kitaptaki dokuzuncu öykü. İlk kez bir grup araştırmacının gittiği, dünyadan 31 ışık yılı uzakta olan bir gezegende geçiyor öykü. Gezegende yaşayan insanlar genç, orta yaşlı ve yaşlı kadınlar ile genç ve yaşlı erkekler olarak sınıflara ayrılıyor. Her sınıfın görevi, günlük hayatları farklı. Etimolog, antropolog gibi sosyal bilim uzmanları bu insanları inceliyor, dillerini çözmeye çalışıyorlar. Fakat bu insanların efsaneleri, simgesellikleri, gelişmiş bir toplumsal yapıları olmadığını fark ediyorlar; bir de dillerinin İngilizce'ye çok benzediğini. Elbette, öykünün sonunda bunun nedenini buluyorlar. (Yazarsam spoiler olur, yazmayayım.)

Kitabın son öyküsü olan Gülün Günlüğü'nde ise, bir "psikoskopçu"nun günlüğünü okuyoruz. Mesleğinde karşılaştığı sıkıntılar, basit hastalar; sonunda zeki ve bilgili bir hasta ile karşılaşıp çevresine farklı bir yerden bakmak zorunda kalmasını izliyoruz. İktidar sahiplerinin her şeyi kendi istedikleri gibi yönlendirmesini ve buna karşı durmaya kalkışanlar için aldıkları tedbirlerin ne kadar acımasızlaşabildiğini anlatıyor öykü.

Yazının başında dediğim gibi, Gülün Günlüğü ya da diğer öykü derlemeleri LeGuin okumaya başlamak için iyi bir tercih. Bu kitap (adı nedeniyle bende Umberto Eco çağrışımı yapsa da...) çok güzel öykülerle dolu!

10 yorum:

  1. Okumam gerekiyormuş gibime geliyor. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bence herkesin okuması gerekiyor =)

      Sil
  2. Yeni Atlantis öyküsünün, bildiğimiz Atlantis ile bir bağlantısı var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hmmm gerçekten hiçbir fikrim yok :)

      Sil
  3. bende mülksüzleri yeni bittirdim ve kütüphaneden gülün günlüğünü aldım. okumak için sabırsızlanıyorum.. yazarı bu kadar geç tanıdığım için ne kadar üzgünsemde hatamı telafi etmek için o kadar azimliyim... sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok yok, hiçbir yazarı keşfetmek için hiçbir zaman geç değil. Keyifli okumalar :)

      Sil
  4. Merhaba bu kitabı satın almak istiyorum ama hiçbir yerde bulamadım neren temin edebileceğime dair bir fikriniz var mı acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de aynı sıkıntıyı yaşıyorum... gerçekten hiçbir yerde bulamadım ve böyle olunca merakım bin kat artıyor

      Sil
    2. Şu an Nadirkitap'ta Rüzgârgülü adıyla basılan kopyası var iki tane.

      Sil
  5. Merhaba tesekkurler bilgilendirme icin. Kitabin yeni baskisiyla 92 yilindaki baskisi arasindaki farklari biliyomusunuz ve yeni baskida omelasi terk edenler yok 92 baskili kitap bulabilirmiyim sizce

    YanıtlaSil